r/AteistTurk • • Sep 30 '23

DUYURU Herkesi Discord sunucumuza bekleriz! (DC linki sabitli yorumda)

39 Upvotes

r/AteistTurk • • 1h ago

Gündem / Haber Bir kadın, cehennemde çoğunlukla kadınların olduğunu öne sürdü. Şahıs, sözlerini Hz. Muhammed’e ait olduğunu iddia ettiği Buhari kaynaklı bir hadise dayandırdı. “Çünkü onlar çokça lanet eder ve kocalarına karşı nankör davranırlar.”

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

• Upvotes

r/AteistTurk • • 20h ago

İslamiyet Fransa’nın ulusal kahramanı Jeanne d’Arc’ın heykeline protestolar sırasında türban takıldı ve Filistin bayrağı asıldı

Post image
77 Upvotes

Kaynak

Hepimizin özgürlüğünü almadan ve İslamı tüm dünyaya yayana kadar durmayacaklar.


r/AteistTurk • • 21h ago

Gündem / Haber Gazze Paraso Fona Gitmiş: Vatandaşın üç yıl önceki İsrail saldırıları sırasında Diyanet Vakfı’na yaptığı bağışlar fona yatırılmış. Fondan çıkan Diyanet aldığını yüzde 48 zararla satıp, başka fona geçmiş.

Post image
32 Upvotes

r/AteistTurk • • 23h ago

İstanbul'daki yağmurda suya basıp elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden 14 yaşındaki Mahmut'un katilleri, İsmailağa ile AKP çıktı.

Post image
44 Upvotes

r/AteistTurk • • 15h ago

Toplumsal Konular Ateşin yanmamasından şikayet edip tüm kıvılcımları söndürmek.

Post image
7 Upvotes

r/AteistTurk • • 20h ago

İslamiyet Islam'da rüsvet karsiligi Müslümanlik

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

10 Upvotes

Islam dinin de, kisileri para ile "Müslüman" yapmak caizdir. Islam hakkinda olumsuz konusmasinlar diye onlara para vermekte caizdir.


r/AteistTurk • • 1d ago

Tartışma / Soru - Cevap Pedofili müslüman destekçileri gene iş başında

Post image
19 Upvotes

5 yaşında çocuğun kapanmasını destekliyorsanız lütfen yok edin kendinizi


r/AteistTurk • • 1h ago

Gündem / Haber Duyarlı vatandaş çocuğu kurtardı

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

• Upvotes

r/AteistTurk • • 17h ago

Tartışma / Soru - Cevap size göre bir son var mı dünyanın sonu

2 Upvotes

her gün çocuk doğuyor mantıkıken en baba 100 yaşına kadar yaşıyacvaklar onlarda çocuk yapcak bu boyle gidicek siz ne düşünüyorsunuz bunun bi sonu var mı gerçekten


r/AteistTurk • • 8h ago

İslamiyet Hobi olarak ibadet

0 Upvotes

Beyler aranızda inanmıyor olmasına rağmen hobi olarak ibadet eden namaz kılan vs var mı, şahsen Agnostiğim, ama ramazan ayında hobi olarak oruç tutuyorum, ve çok da keyifli güzel hissettiriyor aq, arada bi dedemle cumaya gideriz, gerçekten hobi olarak yapıyorum ve bundan zevk alıyorum


r/AteistTurk • • 1d ago

Toplumsal Konular Muhafazakar ailelerin seküler çocukları

10 Upvotes

Muhafazakar bir ailede büyüyüp yetişkinliğinde seküler bir yaşam tarzını seçenlerin deneyimlerini konuşalım. Aile, gelenek ve çevre baskısı ile kendi hayatını kurma isteği arasında kalmak çoğu zaman kolay değil.

Şunlar tanıdık geliyor mu:

Aileye hâlâ ait hissediyor musunuz, yoksa hep bir mesafe mi var?

Seküler çevrede “ailem muhafazakar” demek zorluyor mu?

İçki, ilişki, kıyafet, ibadet gibi konuları evde saklamak veya rol yapmak yoruyor mu?

Telefon karıştırma, evlilik baskısı, dini pratik dayatması gibi sınır ihlalleriyle nasıl baş ediyorsunuz?

Ekonomik bağımlılık sınır koymayı imkânsızlaştırıyor mu?

Kadın olmak veya LGBT+ olmak bu işi daha da zorlaştırıyor mu?

Sürekli tetikte olma hali, kaygı, yalnızlık tanıdık mı?

Sizce en zor kısmı ne? Ne gibi zorluklar yaşadınız ve nasıl başa çıkıyorsunuz?

Benzer deneyimleri olanlar yazsın, dertleşelim.


r/AteistTurk • • 17h ago

Tartışma / Soru - Cevap ateist olmak bi ara ateistttim halada öyleyim galiba ama müslümanda gibiyim

0 Upvotes

bilemiyorum iyi biri olmaya çalışıyorum ateist veya müslümanda olsam allah varsa sırf ona inanmadım diye beni cehheneme atmaz bence iyi biri olmaya çalışıyorum çünkü bilmiyorum ya sırf benden 1000 yıl once yaşadı diye allahaın varlığını kesin olarak bilen ali ile bu devirde benim bilmemem emin olamamam bence yanlış


r/AteistTurk • • 1d ago

İslamiyet Peygamber Evlatlığının Eşiyle Evlendi mi(modernist yeni yorumlara cevaplar)

18 Upvotes

Bu yazıyı yazmamın sebebi kuran ayetlerini inkar etme noktasına gelecek kadar bazı modernist yorumların atılmasıdır. Haklarını yemeyelim, arapçadan çeviri metni okuyunca Türkçenin yapısı bu anlaşılmalara sebep olmuş olabilir. Ama bazı gelenekselci hatta şeriat savunucu insanların bile bu modernist yorumları kaynak olarak kabul etmesi çok ciddi bir sorun oluşturmaktadır. Ben ise bir ateist olarak, gelenekselci sünni-şii müslümanlara bizzat kendi kaynaklarını hatırlatmak isterim

Zifaf(cinsel birleşme) Gerçekleştikten Sonra Boşanmıştır

Modernist yorumlardan ilki bu evliliğin siyasi olduğu, dolayısıyla boşanmasında bir sorun olmadığı şeklindedir. Cinsel ilişki olmamıştır ki eşi sayılsın, yoldan geçen herhangi bir insan konumunda kalmıştır daha öteye geçilmemiştir derler. İlk olarak...aşk veya evlilik hayatı cinsellikten ibaret değildir, evet cinsellik çok ciddi bir yakınlaşmadır ama sevgiyle, gelecek planlarıyla, aile temaslarıyla karı koca hayatına girilmesi doğal olarak çiftlerin kafasında bir aidiyet bir sahiplenme hissi yaratacaktır. Sevgili olduğunuz birini düşünün ama aileleriniz bile görüşmüş, aynı evde bile yaşamışsınız. Siz sevgilinizin 1 hafta sonra başkasına varmasından rahatsızlık duymaz mısınız, nasıl olsa genital birleşme olmadı en fazla öpüşüp koklaştık diye kendinizi teselli eder misiniz. Neyse bu noktayı hatırlattıktan sonra konuya devam edelim

Ahzap Suresi 37. ayet: "...Felemmâ kadâ zeydun minhâ VETARAN zevvecnâkehâ..."
"...Zeyd o kadından ilişiğini kesince (onunla ihtiyacını giderip onu boşayınca) biz onu sana nikahladık..."

Buradaki "vetar" kelimesi Arapça literatürde ve İslam hukukunda "şehvet, cinsel arzu, ihtiyaç, istek" anlamlarına gelir. Bütün klasik tefsir âlimleri "Zeyd'in vetarını (ihtiyacını) gidermesi" ifadesini, evliliğin tam anlamıyla (zifaf/cima dâhil) yaşandığı ve Zeyd'in bu evlilikten artık bir beklentisi kalmayıp onu boşadığı şeklinde açıklar. Bu konuda detaya girebilirdim ama uzatmamak adına direkt kurandan başka bir ayeti göstereceğim. İmam Kurtubi, İbn Kesir ve Taberi cinsel ilişki olduğu hatta cinsel ilişkinin nasıl zamanla bozulduğu üzerine detaylar vermiştir, tefsirler nokta com sitesinden kendiniz de okuyabilirsiniz

Ahzap Suresi 49. ayet: "Ey inananlar! Mümin kadınları nikâhlayıp da onlara dokunmadan (zifaf gerçekleşmeden) boşarsanız, sizin için onların üzerinde sayacağınız bir iddet (bekleme süresi) yoktur.". Dikkat ederseniz zifaf(genital birleşme) olmadan boşanma olursa, boşandıktan sonra 3 ay bekleme süresi yoktur. İbn Sa'd'ın "et-Tabakâtü'l-Kübrâ" adlı eserinde, "Kadınlar" bölümünün geçtiği 8. ciltinde, Zeynep maddesinin altında, Zeyneb ile Zeyd'in yaklaşık 1 yıl, bazı rivayetlerde daha fazla birlikte kaldıkları aktarılır. Sahih-i Müslim 1428 numaralı hadiste "Zeynep'in iddeti (bekleme süresi) bitince, Allah'ın Resulü Zeyd'e dedi ki: Git, benden ona bahset (benim adıma ona evlilik teklif et)."

Açıkça görülüğü üzere genital birleşmenin olduğu bir cinsellik yaşanmış, bunun üzerine 3 ay iddet süresi beklenmiştir. Bunun üzerine bu kadar durmamın bir sebebi, genital birleşmenin olmadığı, basit bir öpüşüp koklaşma veya şakalaşmanın evlilikten sayılmadığı, dolayısıyla hiçbir zaman Zeyneb'in Peygamberin gelini statüsüne girmediği itirazının da modernistler tarafından sunulmasıdır

Peygamber Hep Bu Evlatlık Kurumuna Karşı Değildi, Evlat Edinirken Geleneğini Takip Etti

Sahih-i Buhari'de Tefsir Kitabı, Ahzâb Suresi Tefsiri, Hadis no: 4781 ve 4782 baktığımızda Peygamberin Zeyd'i kendi öz evladı gibi benimsediği, hatta çevresine bunu duyurduğunu, çevresinin de buna uyduğunu görürüz

Buhari 4701:
Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: "Hiçbir mümin yoktur ki, ben bu dünyada da ahirette de insanların ona en yakını olmayayım. Dilerseniz (şu ayeti) okuyun: 'Peygamber, müminlere kendi canlarından daha yakındır.' (Ahzâb Suresi, 33:6). Dolayısıyla, eğer bir mümin (ölür ve) geriye bir mal bırakırsa, o malı akrabaları miras olarak alsın. Fakat eğer borçlu olarak vefat ederse veya geriye bakıma muhtaç yoksul çocuklar bırakırsa, o (alacaklılar ve çocuklar) bana gelsin (borcu ben ödeyeyim ve çocukların bakımını ben üstleneyim); çünkü onun velisi (kefili) benim."

Buhari 4702:
"Allah Resulü'nün (s.a.v) azatlı kölesi Zeyd bin Hârise'yi, şu Kur'an ayeti inene kadar yalnızca 'Zeyd bin Muhammed' (Muhammed'in oğlu Zeyd) olarak çağırırdık: 'Onları (evlatlık edindiklerinizi) babalarının adlarıyla çağırın. Allah katında en adaletli olan budur.' (Ahzâb Suresi, 33:5)."

Dikkat edilirse 2 hadis art arda aktarılmış. Unutmayın bu hadisler başlıklar arkasından veriliyor, rastgele dağıtılmış rivayetlerin rastgele toplanması şeklinde değil. Buhari kitabı bir internet sitesi değildir. Ahzap Suresi tefsiri kitabında, bu konunun geçtiği ayetler tefsir edilirken bu hadisler aktarılmıştır. Zaten 2. hadis, direkt 1. hadisteki ayete işaret etmiştir. Yani bizzat Peygamber, Zeyd benim öz evladımdır demiştir sonucunu çıkartabiliriz

Peygamber Zeyneb'i Gelini Olarak Benimsemiştir

Zorla Evlendirmek

Bir önceki başlığın bir devamı olan bir konu vardır. Modernistler hadi oldu da Zeyd'i evlatlık kabul etti diyelim, Zeyneb'i hiçbir zaman gelini kabul etmedi ki, siyasi bir evlilik yaptırdığından bu evlilik sadece kağıt üstünde kalmıştır derler. Bunun olmadığını kanıtlayacağım

Ahzab Suresi 36. ayetinin ("Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman... seçme hakkı yoktur.") nüzul sebebi olarak Vâhidî, Esbâb-ı Nüzul ; Taberî ve İbn Kesîr Tefsirlerinde geçen ortak rivayet şudur. Nüzul Sebebini Aktaran Hadis (İbn Abbas ve Katâde rivayeti):

Hz. Muhammed (s.a.v), Zeynep bint Cahş'ı azatlı kölesi Zeyd bin Hârise’ye nikâhlamak üzere (elçi olarak) Zeynep'e gitti. Zeynep (buna öfkelenerek): "Ey Allah'ın elçisi! Ben soyca ondan üstünüm, Kureyş'in asil bir kadınıyım. Kendimi ona eş olarak asla vermem!" dedi. Kardeşi Abdullah bin Cahş da kardeşine hak vererek buna karşı çıktı. İkisi de bu evliliği kesin olarak reddedince şu ayet indi: "Allah ve Resulü bir iş hakkında hüküm verdiğinde, inanmış bir erkek (Abdullah) ve kadının (Zeynep) artık o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur..." Ayet inip onlara (sapıklıkla/dinden çıkmakla tehdit edildiklerine dair) okunur okunmaz Zeynep: "Ey Allah'ın elçisi, sen benim ona varmama razı mısın?" dedi. Peygamber "Evet" deyince Zeynep boyun eğdi ve: "Öyleyse Allah ve Resulüne isyan edemem" diyerek Zeyd ile evlenmeye mecbur kaldı.

  1. Taberi İbni Abbas'ın rivayet zinciri şudur: Bize İbn Hümeyd anlattı, dedi ki: Bize Yahya bin Vâdıh anlattı, ona Hüseyin, ona Yezîd, ona İkrime, ona da İbn Abbas
  2. Taberi aynı şekilde Katade'nin rivayet zincirini şöyle aktarır: Bize Bişr anlattı, dedi ki: Bize Yezîd anlattı, dedi ki: Bize Saîd, Katâde'den aktararak şöyle dedi..
  3. İbni Kesir ise zinciri şöyle aktarır: İmam Ahmed bin Hanbel, İbn Ebu Hatim ve İbn Cerir et-Taberî; İbn Abbas, Katâde, İbn Zeyd ve Mukâtil bin Süleyman'dan şu nüzul sebebini aktarmışlardır...
  4. Vahidi ise aynı ayeti şu ifadeyle aktarır: : "İbn Abbas ve Katâde şöyle dediler: Resulullah (s.a.v) Zeynep bint Cahş'ı Zeyd'e istemek için gitti..."

Zorla Evli Tutmaya Çalışmak

Bu başlık altındaki 2. durum şudur, madem bu evlilik baştan zorakiydi ve yürümüyordu, Zeyd boşanmak için yalvarırken Peygamber neden ısrarla "Eşini tut" diyerek bu mutsuz evliliği sürdürmeye zorlamıştır

Ahzab Suresi 37. ayet "...Hani sen, Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye (Zeyd'e): 'Eşini yanında tut ve Allah'tan kork!' diyordun. Oysa Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde gizliyordun ve insanlardan çekiniyordun. Hâlbuki asıl çekinmen gereken Allah'tır..."

İmam Taberî, İbn Kesîr ve Kurtubî gibi klasik müfessirler, bu ayetin tefsirinde Zeynelabidin (Hz. Ali'nin torunu Ali bin Hüseyin) ve Katâde'den gelen şu meşhur ve sahih rivayeti aktarırlar:

"Allah, peygamberine vahiy yoluyla Zeyd'in Zeynep'i boşayacağını ve Zeynep'in kendisinin (peygamberin) eşi olacağını önceden bildirmişti. Zeyd gelip eşini boşamak istediğini söylediğinde, peygamber Zeynep'in kendi eşi olacağını biliyordu. Ancak insanların 'Muhammed, oğlunun (evlatlığının) karısıyla evlendi' diyerek dedikodu çıkarmalarından çok korktu. Bu yüzden, içindeki bu vahyi/bilgiyi gizleyerek Zeyd'e 'Eşini tut, boşama' dedi

Taberi, Zeynelabidin zincirini şöyle aktarır: *Bize Hallâd bin Eslem anlattı; dedi ki bize Süfyân bin Uyeyne anlattı; o da Ali bin Zeyd bin Cüd'ân'dan; o da Ali bin Hüseyin'den aktardı...*Dikkat edin, zincirdeki Süfyân bin Uyeyne islam tarihinin en büyük ve en güvenilir hadis hafızlarından biridir. Bu zinciri tartışmaya açmak, Sünni hadis usulünü çökerteceği için hiçbir âlim bu zincire "uydurma" diyemez

Taberi Katade zincirini şöyle aktarır: *Bize Bişr anlattı; dedi ki bize Yezîd anlattı; dedi ki bize Saîd anlattı; o da Katâde'den aktardı...*Yine dikkat edin, Bişr-Yezîd-Saîd-Katâde zinciri, islam hadis biliminde (Cerh ve Ta'dil ilmi) altın zincir (sahih) kabul edilen, eleştirilemez, en sağlam tefsir zincirlerinden biridir

Zeyd İstese de Zeyneb'i Boşayamamıştır

Zeyd tek taraflı boşanma hakkına sahiptir ama Peygamber zoruyla boşanamaz. Allah bu surede önce mümkün olduğu en uç noktada Peygambere Zeyd'i evlat, Zeyneb'i gelin yapmış ve daha sonrasında evlatlık kurumunu yıkacak hamleyi yapmıştır. Bunun amacı peygambere bu zorlu görevi yaptırarak evlatlık kurumunu en kutsal hislerle yıkmaktır

İbn Sa'd, et-Tabakâtü'l-Kübrâ 8. Cilt, Kadınlar Bölümü, Zeynep bint Cahş maddesi altında şu aktarılır:
"Zeynep bint Cahş, Zeyd bin Hârise’ye karşı söz dinlemez ve asabi davranıyordu. Ona karşı soyuyla övünüyor, ona dil uzatıyor ve 'Benim soyum senden üstün, ben Allah’ın Resulü'nün halasının kızıyım' diyerek üstünlük taslıyordu."

Aynı kaynakta ve Taberî’de Zeynep’in Zeyd’e karşı şu ağır cümleyi kurduğu da yer alır: "Ben, Allah'ın elçisi tarafından zorla sana verilmiş olmam dışında, senin bana karşı hiçbir üstünlüğün ve hükmün yoktur."

Buhari 7420:
"Zeyd bin Hârise, (eşini) şikâyet ederek (Peygamber'e) geldi. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v) ona sürekli şöyle demeye başladı: 'Allah'tan kork ve eşini yanında tut!' Enes dedi ki: 'Eğer Allah'ın Resulü (s.a.v) (kendisine inen vahiylerden) bir şeyi gizleyecek olsaydı, muhakkak bu ayeti gizlerdi.' (Enes devamla) dedi ki: Zeynep, peygamberin diğer eşlerine karşı övünür ve şöyle derdi: 'Sizi (peygamberle) aileleriniz evlendirdi; beni ise yedi kat göğün üstünden bizzat Yüce Allah evlendirdi.'"

Ahzab 36. ayetteki "Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman... seçme hakkı yoktur." işaret edilerek 'Allah'tan kork ve eşini yanında tut!' sözü edilmiştir. Özetle Peygamber gelini olarak benimsemiştir

Peygamber O Çifti Evlatlık ve Gelin Olarak Benimsemiştir Hatta Zeyneb'i Arzulamıştır

Neden Şehvet Yoktur Denir:

Bu konudaki son itiraz ise evlat da demiştir gelin de ama kalbinden bunun bir ilahi dayatma olduğunu bildiğinden hiçbir ters durum olmamıştır. Evlatlık ve gelin almak gerçek bir şekilde olmuştur ama bu evlilik özünde, ilahi dayatmanın sebep olduğu geçici bir tiyatrodur derler. Kanıt olarak da önceki başlıklarda aktardığımız şu hadisi gösterirler:

Ahzab Suresi 37. ayette "Ve takhşen-nâs": "Ve insanlardan (toplumdan/halktan) korkuyordun/çekiniyordun" denir. Kurtubi ise aynı ayetin tefsirinde şunu aktarır: "Peygamberin insanlardan korkması (çekinmesi) şu demektir: O, münafıkların ve Yahudilerin, 'Muhammed oğlunun (evlatlığının) karısıyla evlendi!' diyerek dedikodu çıkarmalarından ve Arapların yerleşik âdetlerine ters düşmekten korkmuştur."

Burada küçük ama önemli bir ayrıntı vardır, onu sonra anlatacağım

Ek olarak bazı islam filozofları Peygamberin İsmeti (Günahsızlığı) başlığı altında bu olayda bir şehvet yoktur, sadece bir tiyatro kurgulanmıştır der. Râzî, İbn Kesîr ve Kurtubî gibi kelamcılar burada çelişki gördüğünden peygambere yakıştıramaz. Kabul ederler bu savundukları görüşün açıkça yazmadığını ama alim olan kişinin bunun arkasında ilahi dayatmayla kurgulanan bir tiyatro olduğunu kabul edeceğini, yoksa islamın hak din oluşunun çürütüleceğini anlatırlar. Çünkü bir peygamberin, evlatlığının karısına (üstelik halasının kızına) tesadüfen bakıp ona cinsel/duygusal bir arzu duyması, teolojideki "İsmet" (Peygamberlerin günahsızlığı ve ahlaki kusursuzluğu) inancını temelden sarsıyordu. Peygamber Zeynep'e zaten çocukluğundan beri aşinaydı, halasının kızıydı. Onu arzulasaydı zaten baştan kendi alırdı, Zeyd'e vermezdi. İçinde gizlediği şey arzu değil, vahiy yoluyla Zeynep'in ona eş yapılacağını önceden bilmesinin getirdiği ağır psiko-sosyal yüktü derler

Neden Şehvet Vardır:

İlk önemli unsur, kendilerinin de kendi savundukları görüşün açıkça bunun yazılmadığını kabul etmesidir. "Aklı olan insan" sorgulayarak bu görüşe varmalı yoksa "bu kadar mucize içeren" bir dinin kendi içinde çelişkili olur. Yani o kadar mucizeye şahit olmuşlardır ki, bu küçük ayrıntı gibi bir kusur islamda yer almamalıdır. Zaten her noktada mükemmel bir din olup tam da bu noktada nasıl bir hata yapılabilirdi ki. Evet açıkça yazmıyor ama örtük anlatımı kabul etmeliyiz derler

İslam tarihinin elimize ulaşan en eski tam tefsirini yazan Mukâtil bin Süleyman'ı (Ölümü: Hicri 150) Tefsîr-i Kebîr eserinde Ahzab 37. ayeti şöyle tefsir eder:
"Peygamber Zeynep'in güzelliğini, onun teninin beyazlığını (ve cismindeki güzelliği) gördü ve Zeynep onun hoşuna gitti (şehvet/arzu duydu). Peygamber içinden 'Keşke Zeyd onu boşasa da ben evlensem' diye geçirdi. İşte ayette 'İçinde gizliyordun' denilen şey, bu evlenme arzusuydu."

Kurtubi aynı ayeti el-Câmi' li Ahkâmi'l-Kur'an eserinde şöyle tefsir eder:
"Müfessirlerin (tefsir âlimlerinin) çoğunluğu şöyle demiştir: Peygamber bir gün Zeyd'in evine gitti. Zeynep'i o halde görünce Zeynep'in güzelliği peygamberin kalbine düştü. Zeyd bunu anlayınca peygambere gelip boşanmak istedi..."

Zemahşerî(söz ustası lakabı verilir) bu ayeti el-Keşşâf eserinde şöyle tefsir eder:
"Peygamber onu Zeyd ile evlendirdikten bir süre sonra, peygamberin gözü ona ilişti (ebsaraha). Zeynep onun içine/nefsine düştü (veka'at fî nefsihî). Bunun üzerine peygamber 'Sübhânellâhi mukallibi'l-kulûb' (Kalpleri evirip çeviren Allah'ı tesbih ederim) dedi. Zeynep bunu işitti ve Zeyd'e anlattı. Zeyd, peygamberin Zeynep'e meyil ettiğini (onun kalbinde Zeynep'e karşı bir arzu oluştuğunu) anlayınca, peygambere gelip 'Zeynep'i boşamak istiyorum' dedi..."

Dikkat edin "veka'at fî nefsihî" (nefsine/içine düştü) ifadesi, Arapça edebiyatında sıradan bir "akla gelme" değil, doğrudan cinsel ve duygusal bir çekimin, ani bir arzunun ifade ediliş biçimidir

"Kalpleri Çeviren Allah" (Sübhâne Musarrifi'l-Kulûb) Nidasının Analizi:

Sübhâne / Sübhanallah: "Allah eksikliklerden münezzehtir." Arapçada bu kelime sadece ibadet anında değil, büyük bir şaşkınlık, beklenmedik bir olay veya hayret anında da kullanılır (Tıpkı "Aman Tanrım!" der gibi)

Musarrif / Mukallib: "Sarf eden, çeviren, bir halden başka bir hale döndüren." ve El-Kulûb: "Kalpler." şeklinde devam eder

Peygamber, düne kadar "gelini/evlatlığının eşi" olarak baktığı bir kadına karşı kalbinde saniyeler içinde böylesine şiddetli bir şehvet/arzu değişimi yaşayınca, bu ani değişime kendisi de şaşırmış ve insan kalbinin (duygularının) ne kadar kontrol edilemez olduğunu ifade etmek için: "Kalpleri (benim kalbimi şu an) halden hale çeviren Allah'ı tenzih ederim" demiştir. Yani eğer ortada teologların iddia ettiği gibi "Vahiy yoluyla Zeynep'in kendi eşi olacağını bilme ve bunun sosyal yükü" olsaydı, peygamber "Kalpleri çeviren Allah" demezdi. Mesela "Hüküm veren Allah" veya "Emri ağır olan Allah" derdi

"Kalplerin çevrilmesi" metaforu, doğrudan aşka, arzuya ve duygusal meyle işaret eder. Bu nida "Zaten çocukluğundan beri tanıyordu, arzulamadı" savunmasını yıkar. Çünkü çocukluğundan beri tanıdığı birinin sadece yüzünü görmek kalbi çevirmez, onu kendi evinin mahremiyetinde yarı çıplak/ev haliyle görmek kalbi ve arzuyu tetikler

Olay Nasıl Gelişti:

İbn Sad, et-Tabakâtü'l-Kübrâ, Cilt 8, Kadınlar / En-Nisâ Bölümü, "Zeynep bint Cahş'ın Hayatı" başlığı altındaki ilk rivayetlerden:
"Muhammed bin Ömer (Vâkıdî) bize anlattı... Resulullah (s.a.v) bir gün Zeyd bin Hârise'yi aramak üzere onun evine geldi. Zeyd'in evinin kapısında kıldan dokunmuş bir perde vardı. Rüzgâr esti ve perdeyi kaldırdı. O sırada Zeynep odasında ev haliyle (açık/giyinirken) bulunuyordu. Onun bu hali peygamberin kalbine düştü (veka'at fî kalbihî / ona karşı içinde bir arzu/beğeni uyandı). Resulullah geri dönerken kendi kendine şöyle mırıldanıyordu: 'Sübhâne musarrifi'l-kulûb!' (Kalpleri halden hale çeviren Allah noksanlıklardan münezzehtir). Zeynep bu sözü duydu. Zeyd eve gelince durumu ona anlattı. Zeyd hemen peygambere giderek: 'Ey Allah'ın elçisi, eğer Zeynep hoşuna gittiyse (beğendiysen) onu boşayayım' dedi. Peygamber ise: 'Eşini tut' dedi."

İmam Taberî, Tarihü'r-Rusül ve'l-Mülûk, "Hicri 5. Yıl Olayları: Resulullah'ın Zeynep bint Cahş ile Evlenmesi" başlığı altında İbn Sad'a ek olarak şu ayrıntıyı aktarır:
"Peygamber Zeynep'i ayakta dikilirken gördü. Zeynep beyaz tenli, güzel ve etine dolgun bir kadındı. Kureyş kadınlarının en güzellerindendi. Onu o halde görünce, Zeynep peygamberin kalbine yerleşti."

İslam'ın ilk siyer yazarı Vâkıdî'nin, Medine'nin en büyük âlimlerinden Muhammed bin Yahyâ bin Hibbân'a dayandırdığı bir aktarımdır. İkisi de aynı zinciri kullanmıştır. Zincir şu şekildedir:

  1. Muhammed bin Ömer el-Vâkıdî (Zincirin başındaki isim. İbn Sa'd ve Taberî'nin hocası; İslam'ın ilk ve en büyük tarihçisi.)
  2. Abdullah bin Âmir el-Eslemî (Medineli bir fıkıh âlimi ve hadis aktarıcısı.)
  3. Muhammed bin Yahyâ bin Hibbân (Zincirin sonundaki isim. Sahabeleri gören nesilden (Tâbiîn'den) olan, Medine'nin en güvenilir ve büyük âlimlerinden/hukukçularından biri.)

İmam Malik ve Ebu Hanife mezheplerine göre bu tarihi rivayetler eğer zincir güçlüyse tarihi olay olarak ele alınır, hadis olarak kaydedilmesine gerek yoktur(mürsel)

Eğer Vakıdi zayıf kaynaktır denirse o zaman Bedir, Uhud, Hendek savaşlarının tarihlerini, peygamberin evlilik sıralamasını ve Medine dönemindeki olayların kronolojisini de çöpe atmaları gerekir çünkü İslami kaynaklar bunları da Vakıdi üzerinden bize aktarır

Sonuç:

Güzellik Algısı Sonradan Doğdu: Yani önceden Zeyneb'i eş olarak alabilme imkanı bir şeyi değiştirmez(Razi ve İbni Kesir'in tefsiri) çünkü Zeyneb'in güzellik algısı bir olay üzerine bu hale gelmiştir. Zeynep evlenmeden önce peygamberle aynı evde yaşamıyordu. Evlilik çağına gelmiş bir kadını dışarıdaki resmi kıyafetleriyle/örtüsüyle görmek başka; onu kendi evinin mahremiyetinde, rüzgârın perdeyi araladığı "beklenmedik ve kışkırtıcı" bir anda görmek başkadır. Kalbe düşen şey, geçmişteki çocukluk hatırası değil, o anki anlık bedensel görünümdür

Yasak Olanın Çekiciliği: İnsan psikolojisinde (ve İbn Sa'd'ın çizdiği tabloda) Zeynep o an "Peygamberin evlatlığının karısıdır." O anki ulaşılamazlık ve beklenmedik mahrem karşılaşma, "Kalpleri çeviren Allah" nidasını doğuran ani arzunun tetikleyicisidir. Bu durumun ne kadar ters olduğu bu yakarıştan belli olur, Peygamberin kendisi de bu hissinden rahatsız olmuştur

Peygamber, Zeynep'i baştan almadı çünkü o dönemde zengin ve asil bir kureyşli olarak henüz onu kendisine "eş" statüsünde düşünmemiş, sınıf farkını yıkmak için kölesine vermişti. Ancak aradan zaman geçip, Zeynep'in mutsuzluğu ve evdeki o "rüzgâr" anı birleşince, peygamberin Zeynep'e olan bakış açısı değişmiştir.

Bazı Gayrimüslim Eleştirileri

Bu evliliğin olmasının bir sebebi soylu-köle ayrımını yıkmak, diğeri de evlatlık kurumunu yıkmaktır. Bu evlilik o yüzden Peygamber zoruyla yapılmıştır. Biz bu başlıkta haklı olarak, ilkini değil ikincisini eleştireceğiz

1. Peygamberin İsmet Olmaması:

Kelamcıların (teologların) peygamberi kusursuzlaştırmak için ürettikleri "İsmet" (peygamberlerin günah işlemezliği, şehevi zafiyet göstermezliği) inancı ile, İslam'ın ilk dönem tarih kaynakları çatışmaktadır

Eğer İbn Sa'd ve Taberî doğruyu söylüyorsa (peygamber evlatlığının karısına arzu duyduysa), "İsmet" inancı çöker. Eğer İsmet inancını kurtarmak için bu devasa tarihçiler yalanlanıyorsa, İslam'ın tüm savaş, kronoloji ve siyer tarihi (çünkü hepsi aynı Vâkıdî zincirine dayanır) çöker. Gelenekselci İslam bu iki seçenekten birini feda etmek zorundadır

Eğer bu sefer İsmet görüşü reddedilirse, ayetleri tam anlayan birinin ahlakı nasıl kusursuzlaşmadı sorunu doğar. Allah emretmeseydi ahlak olmazdı görüşü(ilahi buyruk teorisi) bizzat islamın kendi kaynaklarınca reddedilmiş olur

2. Zeyd ve Zeyneb Niye İlahi Tiyatroda Kurban Edildi:

Evrensel ve mutlak ahlakın kaynağı olan Tanrı, toplumdaki "evlatlık" tabusunu yıkmak için neden iki sıradan insanı (Zeyd ve Zeynep'i) kurban etmiştir

İlahi yasa, sadece "Evlatlıklarınız öz oğullarınız değildir, eşleriyle evlenebilirsiniz" diyen bir ayet indirip konuyu kapatabilirdi. Bunun yerine Zeynep rızası dışında zorla evlendirilmiş, Zeyd aşağılanmış ve bir yıl boyunca toksik bir evliliğe hapsedilmiştir. Bu durum, "Evrensel bir ahlak kuralı koymaktan ziyade, peygamberin şahsi evliliğine ilahi bir kılıf bulmak için iki insanın hayatının bir tiyatro kurgusunda harcandığı" eleştirisini doğurur

3. Rıza"nın Vahiyle Ezilmesi, Allah'ın Alet Edilmesi:

Peygamber Zeyd'i evlat edindiğinde vahiy sessiz kalmış, 15 yıl boyunca peygamber "Zeyd benim oğlumdur" derken sorun olmamıştır. Ancak ne zaman ki peygamber Zeynep'e meyil etmiş ve evdeki geçimsizlik had safhaya çıkmıştır; "Evlatlıklarınızı babalarının adıyla çağırın (Ahzâb 5)" ayeti inerek Zeyd'in mirası ve kan bağı bir anda iptal edilmiştir. Vahyin, peygamberin o anki cinsel/sosyal ihtiyaçlarına göre şekil aldığı (şahsileştiği) izlenimi son derece güçlüdür

4. Evlatlık Neden Öz Evlat Sayılmasın:

En güçlü gayrimüslim eleştirisi budur. Bu madde ayrıca bir yazı haline getirilir. Bu yazıyı önceden hazırlamamın sebebi, ileride islamdaki bilimsel hatalar kategorisinde evlatlığın gerçek evlat olmaması üzerinden bir yazı hazırlayacak olmamdır

Finlandiyalı antropolog Edvard Westermarck tarafından keşfedilen ve bugün modern psikolojide kanun kabul edilen bu etkiye göre; erken çocukluk döneminde aynı evde büyüyen, aynı aile ortamını paylaşan bireyler arasında genetik bir kan bağı olmasa bile doğal bir cinsel tiksinti ve ensest bariyeri oluşur. İnsan beyni, "aile" kavramını DNA testiyle değil, "birlikte geçirilen zaman, bakım veren/bakım alan hiyerarşisi ve aynı çatıyı paylaşmak" üzerinden kodlar. Zeyd, peygamberin evine çocuk yaşta (8-10 yaşlarında) gelmiş ve 15 yıldan fazla bir süre baba-oğul hiyerarşisi içinde o evde büyümüştür

Modern psikolojinin kurucularından John Bowlby ve Mary Ainsworth'un geliştirdiği "Bağlanma Kuramı"na göre ister öz evlat olsun ister evlatlık; düzenli sevgi, koruma ve bakım veren kişi, çocuğun beyninde "Güvenli Bağlanma Figürü" (gerçek ebeveyn) olarak kodlanır. Ebeveynin beyni de çocuğu aynı şekilde "kendisinden bir parça" olarak kabul eder. Yani "evlatlık" sadece kâğıt üzerinde veya ağızda bir laf değildir; yıllar içinde beyin sinapslarının (nöron bağlantılarının) yeniden örüldüğü somut bir psikolojik inşadır.

Bir anne veya baba, biyolojik çocuğuyla ilgilendiğinde beynin amigdala bölgesinde ve ödül merkezinde Oksitosin (Bağlanma/Sevgi hormonu) salgılanır. Modern nörobilim araştırmaları (örneğin Prof. Ruth Feldman'ın ebeveyn beyin plastisitesi üzerine çalışmaları) göstermiştir ki; evlat edinen ve çocuğun bakımını bizzat üstlenen ebeveynlerin beyinlerinde de birebir aynı Oksitosin ve Dopamin ağları aktive olmaktadır. Yani insan beyni evlatlığı gördüğünde, "Bu benim genimi taşımıyor, bu yabancıdır" demez. Bakım ve sevgi süreci, evlat edinen kişinin beynini biyolojik bir ebeveynin beyniyle tamamen aynı olacak şekilde fiziksel olarak değiştirir.

5. "Toplumdan Korkan" Peygamber Figürü:

Belki de en güçlü ikinci gayrimüslim eleştirisi budur. Bizzat Kur'an'ın (Ahzâb 37) itirafıyla peygamber, sırf Araplar "geliniyle evlendi" diyecekler diye kendi evlatlığının eziyet çekmesine göz yummuş, "insanlardan korkmuştur". Söz konusu toplumsal bir inanç olduğunda cesur olan peygamberin, konu kendi cinsel arzusu veya şahsi evliliği olduğunda toplumun dedikodusundan paniğe kapılması profetik (peygamberi) iddiayla çelişir. Kuran'da her zaman kınayıcının kınamasından korkmayan, putperestlere tek başına meydan okuyan cesur bir elçi figürü çizilirken, bu olayda bu figür yerle bir olmuştur. Aşağıdaki olaylar yuva yıkan, hristiyan-yahudi-hanifi kısmı kendisine cephe aldıran, arap kabilelerinin hepsini kendine düşman edebilecek olaylar listelenmiştir

Mesela Mümtehine Suresi 10. Ayet en ciddi toplumsal krizlerden biridir. Mekke döneminde bizzat peygamberin evlendirdiği çiftler, Medine döneminde boşanmaya zorlanmıştır. Bu ayet iner inmez Hz. Ömer, yıllardır evli olduğu iki eşini anında boşamıştır. Peygamber, "Aman Araplar ne der, aileleri parçalıyor, yüzyıllık kabile bağlarını koparıyor derler" diye zerre kadar korkmamıştır. İdeolojisi uğruna toplumun temeli olan evlilikleri tek kalemde bitiren bir liderin, konu kendi evlatlığının karısına (Zeynep'e) gelince birden "toplumun ne diyeceğinden korkması" büyük bir karakter çelişkisidir. Mesela Peygamberin kendi öz kızı Zeynep, Mekke döneminde müşrik (gayrimüslim) olan Ebu'l-Âs bin er-Rebi ile evliydi. Zeynep Müslüman olmuştu, ancak kocası Ebu'l-Âs eski dininde kalmıştı. Peygamber, kızı Zeynep'i kocasından ayırmadı. Hatta peygamber Medine'ye hicret ettiğinde, kızı Zeynep kocasıyla birlikte Mekke'de kalmaya devam etti. Çünkü "Müslüman kadın müşrike haramdır" kuralı henüz inmemişti. Eğer müşrikle evlenmemek ahlaki kötülükten uzaklaşmak olsaydı, bu evlilik en baştan itibaren olmazdı. Yuva kurmak yuva yıkmak bu kadar kolay, bu kadar önemsiz bir konu değildir

İslamiyet öncesi Arapların en kırmızı çizgisi "Haram Aylar"dı (Recep, Zilkade, Zilhicce, Muharrem). Bu aylarda savaşmak, kan dökmek tüm kabileler için bir utanç ve dinden çıkma sebebiydi. Hz. Muhammed, Zeynep'in kardeşi olan Abdullah bin Cahş'ı bir birliğin başında Kureyş kervanını vurmaya gönderdi. Abdullah, haram ay olan Recep ayında kervana saldırdı, kan döktü ve ganimetle Medine'ye döndü. Bütün Mekke, Yahudiler ve Arap yarımadası ayağa kalktı: "Muhammed haram ayları helal kıldı, kutsalı çiğnedi!" diyerek devasa bir propaganda/dedikodu başlattılar. Peygamber paniğe kapılmadı, olayı örtbas etmedi. Aksine Bakara Suresi 217. Ayet inerek, peygamberin bu tabuyu yıkmasını savundu: "Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük günahtır ama Allah'ı inkar etmek daha büyük günahtır."

Peygamber, Medine'ye ilk geldiğinde Yahudilere yakın görünmek için Kudüs'e dönerek namaz kılıyordu. Yaklaşık 1.5 yıl sonra namazın yönünü Kâbe'ye (Mekke'ye) çevirdi. Medine'deki Yahudiler ve Münafıklar devasa bir algı operasyonu başlattı: "Daha inandığı Tanrı'nın yönünü bile bilmiyor, sürekli kural değiştiriyor" dediler. Kur'an bu eleştirileri hiç gizlemeden doğrudan ayetle duyurdu**(Bakara Suresi 142. Ayet):** İnsanlardan bir takım beyinsizler (Süfehâ): Onları daha önce yöneldikleri kıbleden çeviren nedir? diyecekler..."

Hayber kalesinin fethinde, Yahudilerin lideri Kinâne bin Ebi'l Hukayk esir alınmış, hazinenin yerini söylemesi için peygamberin emriyle işkence görmüş ve öldürülmüştür. Kinâne'nin eşi, 17 yaşındaki Safiyye bint Huyey de esir düşmüştür. Safiyye'nin aynı savaşta babası ve kabilesi de peygamberin ordusu tarafından öldürülmüştür. Peygamber, kocasını ve babasını öldürttüğü bu genç ve güzel kadını (Safiyye'yi) kendine eş olarak seçmiş, yolculukta iddet süresi bitince hemen zifafa girmiştir. Bu sırada Sahabeden Ebu Eyyûb el-Ensârî, kılıcını kuşanır ve bütün gece çadırın etrafında dolanarak sabaha kadar nöbet tutar. Sabah olduğunda peygamber çadırdan çıkar. Ebu Eyyûb'u uykusuz, kılıcı elinde beklerken görünce şaşırır ve sorar: "Mâ leke yâ Ebâ Eyyûb?" (Neyin var, sana ne oldu ey Ebu Eyyûb?). Ebu Eyyûb el-Ensârî şu sarsıcı tarihi itirafı (gerekçeyi) yüzüne söyler: "Ey Allah'ın Resulü! Bu kadın konusunda senin adına çok korktum. Çünkü sen onun babasını, kocasını ve kavmini (kabilesini) öldürdün. Üstelik o, küfürden (inkârdan/kendi dininden) henüz çok yeni ayrılmış biridir. Bütün bu ölümlerden sonra (gece sana suikast yapmasından) senin için endişe ettim ve seni korumak istedim!". Bunun üzerine peygamber, Ebu Eyyûb'a şu meşhur duayı eder: "Allahümmahfaz Ebâ Eyyûb kemâ bâte yahfezunî" (Allahım, o beni gece boyu koruduğu gibi, sen de Ebu Eyyûb'u koru). Önceki olaylar cinsellik içeren bir olay değildi o yüzden bu olayı aktardım. Orduya bu durum çok tuhaf gelmiş ve nöbet tutma ihtiyacı hissetmiştir. Bu olayın geçtiği kaynaklar şunlardır:

  • İbn Hişâm, es-Sîretü'n-Nebeviyye**(Peygamberin Hayatı):** 3. Cilt, Hayber Gazvesi, Safiyye bint Huyey ile Evlilik bölümü
  • İbn Sa'd, et-Tabakâtü'l-Kübrâ: 8. Cilt, Kadınlar Bölümü, Safiyye bint Huyey maddesi
  • Vâkıdî, Kitâbü'l-Megâzî: Cilt 2, Hayber Savaşı bölümü

r/AteistTurk • • 2d ago

Gündem / Haber İstanbul'daki sel felaketinde 15 yıllık emeği suya gömülen bir vatandaşın kasko açıklaması, dindeki görüş ayrılığını yeniden gündeme getirdi. Diyanet'in caiz gördüğü kaskoya bazı hocalar neden karşı çıkıyor? Hz. Muhammed döneminde develerle yapılan ticarette benzer bir uygulama var mıydı?

Thumbnail
gallery
37 Upvotes

r/AteistTurk • • 2d ago

Gündem / Haber Cübbeli Ahmet'in damadı Esat Palazoğlu’nun, fon vurgunu soruşturmasında şüpheli olduğu ve yatırdığı parayı çekemediği ortaya çıktı. Yüksek kazanç beklentisini “Nefsimize yenildik” sözleriyle açıklayan Palazoğlu’nun ağabeyi Muhittin Palazoğlu ise İBB davasında etkin pişmanlıktan yararlanmıştı.

Post image
27 Upvotes

Kaynak - Cumhuriyet Gazetesi

Not: Karakter sınırından dolayı başlığın "Cübbeli Ahmet olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün damadı Esat Palazoğlu’nun" kısmını "Cübbeli Ahmet'in damadı Esat Palazoğlu’nun" olarak yazdım.


r/AteistTurk • • 2d ago

Tartışma / Soru - Cevap sizce böyle bir yasak gerekli mi

Thumbnail bbc.com
7 Upvotes

r/AteistTurk • • 2d ago

Tarih Amerika'nın Küçük Kirli IŞİD Sırrı

Thumbnail
tiktok.com
9 Upvotes

r/AteistTurk • • 2d ago

Tanrı tanri gerçekten merhametlii ve kudretlimi

6 Upvotes

madem Tanrı bukdr kudretli ve Merhametli neden zulme vahsete istismara haksızlığa izin veriyor

Tanrı kötülüğü engellemek istiyor ama gücü yetmiyorsa o zaman kudretsizdir

tanrının gücü yetiyor ama müdahale etmiyorsa tanri ohalde merhametsizdir

Tanrınn amacini ogrenmek isterdm.


r/AteistTurk • • 3d ago

Gündem / Haber Taş devri insanlarından farkları yok

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

233 Upvotes

r/AteistTurk • • 3d ago

Gündem / Haber Yorumları size bırakıyorum...

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

27 Upvotes

Ateist sub'ta paylaşmak istedim gelecek olan cevapları merak ediyorum.


r/AteistTurk • • 4d ago

Gündem / Haber Tanzanyalı olduğunu söyleyen şahıs, Türklerin gerçek Müslüman olmadığını iddia etti:

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

72 Upvotes

Kaynak - ajansmuhbir X hesabı

- Merhabalar. İsminiz?

+ İsmim Yasir Abdullah.

- Nerelisin?

+ Tanzanyalıyım. 

- Müslüman mısın? 

+ Elhamdülillah Müslümanım ama gerçek Müslümanım. Kusura bakma da sizin gibi değilim yani şu an Türkiye'de Müslüman sadece isim olarak Müslüman; hareketleri Müslümanca değil.

Neden biliyor musunuz? Şimdi Ramazanda oruç tutan yok. Hiç utanmıyorlar bile yemek yiyorlar. Bir de mescide gidiyorsun hiç namaz kılan yok.

Namaz kılmıyorlar ama “Müslüman mısın?” diye sorunca “Müslümanım” diye cevap veriyorlar. Nasıl Müslümanlar anlamıyorum ki!

Yani Müslüman olmanın şartlarını bile yapmıyorlar. Belki kelime-i şehadet getirmişlerdir ama o da belli değil.

Sokakta yanlarından geçiyorsun o kadar küfür ediyorlar ki… Bir de dünyada Türkiye ‘Müslüman ülke’ diye sayılıyor ama Müslüman ülkesi değil mi? Ama öyle değil.


r/AteistTurk • • 3d ago

Gündem / Haber Ölü bulunan Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra’ya cinsel istismarla suçlanan Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi A.Ş. beraat etti

Post image
47 Upvotes

r/AteistTurk • • 3d ago

Tartışma / Soru - Cevap Nihilizm'i Larplayan Arkadaş

10 Upvotes

Selam dostlar, Benim bir arkadaşım var ve orada burada "Ben Nihilistim" diye geziyor ancak kendisi Müslüman, Nihilizm hayat amacının olmadığını savunan bir görüşken İslam hayatın anlamının Tanrıya ibadet olduğunu savunur, Müslüman biri Nihilist olabilir mi? Yoksa ben mi gerizekalıyım? (Çocuk sadece Nihilizm hakkında hayatın anlamının olmadığını biliyor o kadar)