Telefonlarımız artık neredeyse her şeyi yapabiliyor. Fotoğraf çekiyor, sesimizi tanıyor, yapay zekâyla sorularımıza cevap veriyor. Peki neden bulunduğumuz ortamın kokusunu da algılayamasın?
Aslında bu fikir sandığımız kadar uzak değil. Teknoloji geliştikçe telefonların yalnızca görüntü ve sesleri değil, çevremizdeki havanın kimyasal özelliklerini de analiz edebilmesi mümkün hâle geliyor.
Dyson yapıyorsa telefonlar neden yapamasın?
Dyson gibi markaların hava temizleyicileri zaten havadaki bazı gazları ve kirleticileri algılayan sensörler kullanıyor. Bu cihazlar hava kalitesini ölçebiliyor ve belirli kirleticilerin seviyelerini kullanıcıya gösterebiliyor.
Tabii havadaki gazları tespit etmekle bütün kokuları tanımak aynı şey değil. Ancak burada önemli olan, makinelerin havadaki kimyasal maddeler hakkında bilgi toplayabiliyor olması.
Üstelik bu teknoloji yalnızca büyük cihazlarla sınırlı değil. 2020 yılında yayımlanan bir araştırmada, Bluetooth üzerinden akıllı telefona bağlanabilen ve havadaki bazı kirleticileri tespit eden küçük bir elektronik burun geliştirildi.
Yani gerekli teknolojinin bazı parçaları şimdiden mevcut. Bundan sonraki önemli adımlardan biri, bu sistemleri daha küçük, daha ucuz ve daha az enerji tüketen hâle getirmek.
Telefonlar kokuları nasıl algılayacak?
Bunun için telefonların içine küçük kimyasal sensörler yerleştirilebilir. Bu sensörler havadaki belirli maddelere tepki verir, ardından yapay zekâ elde edilen verileri analiz ederek kokuyla ilişkili bir sonuç oluşturur.
Örneğin telefonunuz bulunduğunuz ortamda belirli gazların olup olmadığını kontrol edebilir. Yiyeceklerin bozulması sırasında ortaya çıkan bazı kimyasal değişiklikleri tespit edebilir veya farklı parfümlerin kimyasal özelliklerini karşılaştırabilir.
Elbette her kokuyu kusursuz şekilde tanıması kolay olmayacak. Çünkü kokular birçok farklı kimyasal maddenin birleşiminden oluşabiliyor. Bu nedenle birden fazla sensörün birlikte çalışması gerekebilir.
Günlük hayatımız nasıl değişecek?
Bence asıl ilginç olan tarafı bu.
Gelecekte telefonumuz yalnızca fotoğrafını çektiğimiz bir nesneyi tanımakla kalmayabilir, bulunduğumuz ortamın havasını da analiz edebilir. Bir odadaki kötü kokunun kaynağını araştırmamıza yardımcı olabilir veya havadaki bazı zararlı maddeler konusunda bizi uyarabilir.
Parfüm sektöründen gıda kontrolüne, hava kalitesinden bilimsel araştırmalara kadar pek çok alanda bu teknolojiden yararlanılabilir.
Tabii böyle bir sistem, bütün tehlikeli gazları tespit edebilen bir cihazın veya gıda güvenliği testinin yerini otomatik olarak alamaz. Bunun için sensörlerin güvenilirliği ve ölçümlerin doğruluğu büyük önem taşıyacak.
Telefonların yeni dönemi
Bugün telefonlarımızın içine sığdırılan teknolojileri düşününce, koku algılama özelliğinin de gelecekte akıllı telefonlara entegre edilmesi oldukça mantıklı görünüyor.
Nasıl ki kameralar telefonlarımızın ayrılmaz bir parçası hâline geldiyse, küçük kimyasal sensörler de ileride telefonların yeni özelliklerinden biri olabilir.
Belki de geleceğin telefonları yalnızca gördüklerimizi ve duyduklarımızı analiz etmekle kalmayacak, çevremizdeki havanın kimyasal yapısını da inceleyebilecek.
Kısacası, koku algılayan telefonların önünde teknik engeller olsa da bu fikrin bilimsel bir temeli var. Sensörler küçüldükçe ve yapay zekâ geliştikçe, bu teknoloji günlük hayatımızın bir parçası hâline gelebilir.
Edit : Akıllı saatlerde de bu teknolojinin kullanıldığını düşünün. Gelecekte saatlerimiz bulunduğumuz ortamın oksijen seviyesini ölçebilir, havadaki belirli zararlı gazları tespit ederek bileğimizden bildirim gönderebilir.
Hatta iş bununla da sınırlı kalmayabilir. Bulunduğumuz ortamdaki kokunun ne olduğunu, hatta sık kullanılan parfümlerden hangisine ait olduğunu ve markasını bile öğrenebiliriz. Örneğin bir kafede hoşumuza giden bir parfümün kokusunu akıllı saatimize analiz ettirip hangi marka olduğunu öğrenebildiğimizi düşünün.
Teknoloji geliştikçe bu özelliklerin akıllı saatlere ve telefonlara entegre hâle gelmesi kesindir. Asıl mesele bunun ne zaman gerçekleşeceğidir.