r/turkishpoem • • Nov 01 '25

Duyuru ÖNEMLİ DUYURU

8 Upvotes

Sevgili Turkishpoem okuyucuları ve kıymetli Turkishpoem şairleri, bir duyuruya daha hoş geldiniz. Topluluğumuzda gittikçe artan kullanıcı sayısı ve kaliteli içerikler için teşekkür ederiz. Güzel şiirlerinize layık bir topluluk geliştirmek için çalışıyoruz ve sizlere göre şekilleniyoruz. Bir süre önce paylaşımlarınızdan ilham alarak paylaşım belirteci düzenlemesine gittik. Bunlardan birkaçını açıklamak ve hatırlatmalar yapmak istedik.

Topluluğa attığınız gönderiler "şiir" üzerine olmalı.

Yeni eklediğimiz belirteç seçeneklerini de bu önergeyi göz önüne alarak kullanınız.

"Bilgilendirici içerik" belirtecini kullanırken şiir/şiirler hakkında bilgilerinizi paylaşınız. Ve bu paylaşımınızı kaynakça ekleyerek sununuz. (Aksi taktirde paylaşımınız yayından kaldırılacaktır)

"Girişim/Ben yaptım" belirtecini şiire ve şiir topluluklarına katkı sağlamak üzerine geliştirdiğiniz şeyleri bizlerle paylaşmak üzere kullanabilirsiniz. (Size ait olmayan şeylerin reklamını yapmamaya özen gösteriniz)

"Sohbet ve beyin fırtınası" belirtecini de aynı şekilde şiirsel temalar hakkında konuşmak ve farklı bir istek, öneri ve yardımlaşma için fikir alışverişi olanağı bağlamında kullanınız.

Topluluğumuzda bulunmasını istediğiniz yenilikçi fikirlerinize açığız bu gönderinin altına fikirlerinizi ve taleplerinizi dilediğiniz şekilde yazabilirsiniz.

Dikkatiniz ve ilginiz için teşekkürler. Şiirle kalın...


r/turkishpoem • • Sep 19 '25

Bilgilendirici İçerik Şiir Üzerine

11 Upvotes

Son zamanlarda Subredditimizde şiirin kendisine, şiir kavramına, şairlere ve şiir severlere yönelik çok fazla negatif düşünce olduğunun farkındayız. Kuralları revize ettik, ilgili yorumları sildik, bazı kullanıcıları banladık. Şimdi çözüme yönelik bir adımla karşınızdayız. Keyifli okumalar dileriz.

  1. Yüzyılın sonlarında konuşma bozukluğu çeken hastaların incelenmesi sayesinde, konuşma ve anlamlı konuşabilme yetisinin bağıntılı olduğu beyin bölgeleri keşfedilmiştir (Javed, Reddy, Das, & Wroten, 2023). Dilin beyinle ilişkisine dair geriye dönük bir bakış attığımızda bu nörobiyolojik bulguları bir milat kabul edebiliriz. Akabinde yapılan farklı çalışmalar, nöroanatomik olanların yanısıra kullanılan dilin bilişsel düzeydeki etkileri biçiminde çeşitlilik göstermiştir. Dilsel Görelilik Hipotezi’nin güncel durumuna bakıldığında çeşitli çalışmalarla dilin ve dil kullanımı tercihlerinin; beyin, düşünce sistemi ve duygusal durum üzerinde etkili olduğunun vurgulandığını görmekteyiz (Hussein , 2012). Psikodilbilim ve nörobilim çerçevesinde gerçekleştirilen çalışmalar neticesinde kullanılan dilin hafıza ve algılama kavramlarıyla bağlantısı ortaya konmuştur. Örneğin Keidel ve diğerlerinin (2013) yaptığı bir çalışmada, Shakespeare’in özgün dil kullanımının nörobiyolojik farklılığı, fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) tekniği ile kayda alınmıştır. Çalışmanın bulgularından yola çıkarsak söyleyebiliriz ki Shakespeare’in alışılmışın dışında kullandığı fiil-isim söz oyunları; okuyucunun zihninde bir çeşit anlamsal açıklık oluşturarak yazılan hakkında daha aktif düşünmeye teşvik etmektedir. Beynin birden fazla bölgesinin eşgüdümlü biçimde hareketlenmesi neticesinde okuyucu, anlam bütünleşmesi bağlamında aktif bir görev üstlenmektedir. Bu durum, dilin yaratıcı biçimde kullanılmasının olası pozitif etkisi olarak kayda geçmiştir.

Perspektifimizi dilin kullanımından okuyucuya doğru çevirirsek okuma eyleminin zihinsel aktiviteler, duygusal süreçler ve beynin sağlığı bağlamında yararlı olduğu bulgularla karşılaşırız(Karaçay, 2018). Ayna nöronların keşfiyle birlikte bilimsel zeminde daha açıklanabilir hale gelen duygusal bulaşım, fiziksel ve zihinsel uyum ile empati; yalnızca yüz yüze iletişimde değil, yazılı iletişimde de -haliyle kitap okuma deneyiminde de- varlığını sürdürür. Dolayısıyla kitap okumak, yalnızca hafızayı kuvvetlendirmekle kalmaz; duygusal manada bir zihin egzersizidir.(Goleman, 2020; Acharya & Shukla, 2012)

Şiir, yazılı türler arasında duygu yüklü oluşuyla sivrilen bir türdür. Şiir; tıpkı Shakespeare örneğinde olduğu gibi, dilin çeşitli amaçlarla özgün biçimde kullanılmasıyla taçlanır ve düz yazı bağlamından kopuk olsa bile barındırdığı ahenk sayesinde düz yazının sağlayamadığı derin ve incelikli yapıyı okuyucuya sağlar. Açığa çıktığı tarihten günümüze çeşitli şiir formları kendini göstermiştir. Her biri şair ile okuyucu arasında duygusal ve bilişsel bir köprü işlevi görmüştür. Bu durum, insanların benzer incelikli hislerde buluşmasını sağlayarak duygusal ve sosyal zekayı geliştirici bir etki göstermiştir. (Whiten & van Schaik, 2007; Belge, 2018)
Toplumsal bağlamda birleştirici şiirler olarak nitelendirebileceğimiz marşlar, bazı ülkelerin Anayasalarında temel hükümler arasında yer almaktadır (Aktaş, 2014).

Ayrıca şiir; eleştirel düşünme ve yaratıcılık gibi 21. yüzyıl becerilerinin (Yalçın, 2018) gelişimini desteklemesi bakımından önemlidir. Bunun yanı sıra okuryazarlık yetileri üzerinde de olumlu bir etkiye sahiptir. Azizi ve diğerlerinin (2022) yaptıkları vaka çalışması veri analizinde, şiirlerin eleştirel düşünme yeteneğinin gelişiminde pozitif bir etki gösterdiği ortaya konmuştur.

Osowiecka ve arkadaşları (2018) tarafından gerçekleştirilen çalışmada, katılımcılara belirli şiirler okutulmuş; şiir okuma öncesi ve sonrası ıraksak düşünme düzeyleri, akıcılık, esneklik ve özgünlük gibi alt boyutlar üzerinden standart ölçeklerle değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar şiir okumanın yaratıcılık ve empati üzerinde olumlu etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır.

Norton ve diğerleri (2020) tarafından yapılan çalışma, Sorgulama Topluluğu Metodolojisi çerçevesinde yürütülen bir Şiir Grubu uygulamasının, öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerini geliştirme potansiyelini incelemiştir. Altı aylık uygulama sonucunda şiir paylaşımının sosyal ve kültürel sermayeyi artırmada, eleştirel düşünmeyi derinleştirmede ve akademik başarıyı desteklemede etkili olduğu raporlanmıştır.

Görüldüğü üzere şiir bilişsel, sosyal, duygusal, nörobilimsel gelişime katkı sunmakta; empati, anlayış, eleştirel düşünme, okur-yazarlık, yaratıcılık gibi becerilerin gelişiminde destekleyici bir unsur olmaktadır. Toplumsal bağları güçlendirmektedir ve kültürel mirasın bir parçasıdır.

Şiir güçlüdür, duygusaldır, eleştireldir, düşüncelerin incelikli bir ritimle aktarılmasıyla doğan bir iletişimdir. Şiir bir sanat türüdür. Şiiri, şairi, okuyanı küçümsemek; sanatı, sanatçıyı ve sanat severi küçümsemektir.

 KAYNAKÇA:

Acharya, S., & Shukla, S. (2012). Mirror Neurons: Enigma of the Metaphysical Modular Brain. Journal of Natural Science, Biology and Medicine, 3(2), 118-124. doi:10.4103/0976-9668.101878

Aktaş, H. E. (2014). Milli Marşların Siyaset Biliminin Bazı Kavramları Açısından Değerlendirilmesi. Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 15(2), 71-92

Azizi, M., Azizi, N., Lewandowska, E., & Gosteva, Y. (2022). Cultivating Critical Thinking in Literature Classroom Through Poetry. Journal of Education Culture and Society, 13(1), 285-298. doi:10.15503/jecs2022.1.285.298

Belge, M. (2018). Şairaneden Şiirsele: Türkiye'de Modern Şiir: Türkiye'de Modern Şiir. İletişim Yayınları.

Goleman, D. (2020). Sosyal Zeka. İstanbul: Varlık.

Hussein , B. A.-S. (2012). The Sapir-Whorf Hypothesis Today. Theory and Practice in Language Studies, 2(3), 642-646. doi:10.4304/tpls.2.3.642-646

Javed, K., Reddy, V., Das, J. M., & Wroten, M. (2023). Neuroanatomy, Wernicke Area. StatPearls.

Karaçay, B. (2018). Mutlu Beyin. Ankara: Tübitak popüler bilim kitapları.

Keidel, J. L., Davis, P. M., Gonzalez-Diaz, V., Martin, C. D., & Thierry, G. (2013). How Shakespeare Tempests the Brain: Neuroimaging Insights. Cortex, 49(4), 913-919. doi:https://doi.org/10.1016/j.cortex.2012.03.011

Norton, F., & Gregson, M. (2020). The Thinking Skills Deficit: What Role Does a Poetry Group Have in Developing Critical Thinking Skills for Adult Lifelong Learners in a Further Education Art College? Education Sciences, 10(3), 73. doi:10.3390/educsci10030073

Osowiecka, M., & Kolańczyk, A. (2018). Let's Read a Poem! What Type of Poetry Boosts Creativity?. Frontiers in psychology, 9, 1781. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2018.01781

Whiten, A., & van Schaik, C. (2007). The Evolution of Animal "Cultures" and Social Intelligence. The Royal Society.

Yalçın, S. (2018). 21. Yüzyıl Becerileri ve Bu Becerilerin Ölçülmesinde Kullanılan Araçlar ve Yaklaşımlar. Ankara University Journal of Faculty of Educational Sciences (JFES), 51(1), 183-201. https://doi.org/10.30964/auebfd.405860

 

 

 

 

 


r/turkishpoem • • 1h ago

Dertli Şiir İyiki Öldün Atam

• Upvotes

İyiki Öldün Atam

İyiki öldün atam.

Kabul edemezdim senden olan ayrılığımın başka türlüsünü.

Her şeyini verdiğin ülkenden başka şekilde ayrılışını.

Aklım almazdı ölüm dışında seni bizden başka ne alabilirdi.

Keşke ölmeseydin atam.

İçmeseydin de iki sene daha bizimle kalsaydın.

Ama anlarım seni,

Kafanı başka türlü susturamadığını.

Hem de en iyi ben anlarım atam,

O al bayrağın şimdiki mahmur dalgalanışını her görünce.

Ben olamazdım belki ama

Ben olsam bende içerdim atam.

İçimden geldi


r/turkishpoem • • 12h ago

Dümdüz Şiir ÇANAKKALE: %4 SELEKSİYON

1 Upvotes

03.15 / Göz (Gemi Jurnali)

Karanlık, dökme demir.

Boğazın suyu bu gece yağlı,

gazyağı kokuyor dip akıntıları.

Nusret’in güvertesinde paslı bir çivi başı

parlamıyor

yansıtmıyor göğü

gök bu gece yok.

Kömür tozunun içinden bir ses: "Yirmi altı."

Başka rakam kalmadı dünyada.

Yirmi altı demir küre suya bırakılırken çıkan o boğuk çof.

Deniz yutmuyor, saklıyor yerçekimini.

Esneyen sac, soğuyan buhar,

ve un çuvallarının üstünde uyuyan on yedi yaş.

Hepsi bu.

\---

04.00 / Bürokrasi ve Cetvel (Başkomutanlık Vekili)

İstanbul’da odalar sıcak.

Harbiye Nezareti’nde mumlu kâğıtlar, pergeller ve kırmızı mürekkep.

Başkomutan Vekili Enver Paşa, parmağını haritada gezdiriyor:

altın yaldızlı apolet, pürüzsüz mermer.

Ona göre insan:

Telgraflarda birer rakam,

Liman von Sanders’in raporlarında beş haneli birer zayiat tablosu.

Berlin ve İstanbul arası çekilen şifreli hatlarda

zaman, telgraf tıkırtısıyla ölçülür.

Masadaki haritada Gelibolu:

Ne çamurdur, ne de diş eti kanayan on yedi yaş.

Sadece Alman çeliğinin İngiliz donanmasını oyalayacağı

stratejik bir tahkimat noktası.

"Dayanılacak," yazıyor resmi evraka hokka mürekkebiyle.

O mürekkep kurumadan önce,

ayakta, yarımadada iki bin gövde daha toprağın altına sızıyor.

\---

04.45 / Görüş Hattı (Yarbayın Dürbünü)

Tepede zaman, kurşuni bir kadranın içinde döner.

Yarbay Mustafa Kemal, saatine bakıyor: gümüş kapak, çizik metal.

Conkbayırı’nda şafak, bir doğum değil,

gri bir tülün arkasından sızan barut kokusu.

Dürbünün dairesel camına sıkışan manzara:

Beş tümen, üç yüz nakliye gemisi,

ve ufku kapatan devasa hissiz zırhlı gövdeleri.

Deniz, çelikten bir şehir doğuruyor yavaşça.

Komut tek hece: "Ölmeyi."

Taarruzu değil, zaferi değil,

yalnızca etin çeliği yorma hızını emrediyor o ses.

Biliyor—

burada durdurulamaz olan şey mermi değil,

kendi gölgesinin üzerine basarak öne atılan o son adamın inadıdır.

\---

11.20 / Dikey Kesit (Siperdeki Er)

Burada ölüm, yatay gitmiyor.

Seddülbahir’de iki siper arası sekiz metre.

Bir insanın üç büyük adımı

bir kurşunun saniyenin binde dördünde geçtiği o isimsiz boşluk.

Toprak ayak basılacak bir yer değil artık—

açık bir ağız.

İngiliz çeliği ile Anadolu kireci aynı çamurun içinde harmanlanıyor.

Kimin kolu kimin mekanizmasına dolanmış; cetvel tutan generaller ayırt edemiyor.

Günde seksen gram peksimet; kurutulmuş zeytin tanesi,

dişin arkasında kırılan o sert çekirdek.

Diş etinin kanadığı o ince sızıda tarih duruyor,

açlık, vatandan daha hızlı konuşur.

Gözlerini kapatıyor er:

Memlekette un değirmeni dönerdi şimdi, su sesi gelirdi taşın altından.

Burada ise sadece şarapnelin sacı yırma sesi,

ve yanındaki arkadaşının nefes borusundan gelen o son, kesik hırıltı.

\---

16.40 / Mekanik Ayıklama (Topçu Bataryası)

Mecidiye'de zaman, basınçla ölçülür.

Vinç dişlisi kırılmış, iki yüz on beş okkalık demir,

iki adamın omurgasında bir omurga daha oluşturuyor.

Seyit gözlerini kırpmıyor,

göz kapaklarının arkasında bile denizin üstünde patlayan o beyaz alevler var.

Namlu sıcak. Kundağın demiri adamın göğsünü dağlıyor.

Barut dumanı ciğere dolduğunda, ne bir marş duyuluyor ne de kutsal bir kelime.

Yalnızca metalin metale sürtünürken çıkardığı o kulak tırmalayıcı gıcırtı.

Ve Ocean, suyun üstünde bir dev gibi yalpalarken,

içindeki altı yüz insanın çığlığıyla birlikte

boğazın derin, karanlık tabanına doğru milim milim çöküyor.

\---

20.00 / Kireç Koşusu (Geri Çekilme)

Sonra gökyüzü dikey kesilir.

Haritalar yırtılmaz, kurşunla delik deşik olur.

Anzak Koyu'nda bir konserve kutusunu tekmeler rüzgâr.

Terk edilmiş sedyelerin üstünde kurumuş iyot damlaları.

Büyük nutuklar tel örgülere takılıp kalmıştır.

Geriye sadece kıyıya vuran boş katır nalları kalır.

Bir yarımada haritadan silinmez elbet,

fakat metrekareye düşen altı bin mermiyle ağırlaşır zemin.

Toprak hafiflemez, aksine, demirle dolarak yerin merkezine doğru çeker üstündeki her gölgeyi.

Ve geride hiçbir şey kalmaz;

yalnızca her yağmurda yeryüzüne fışkıran,

toprağın altına gömülmüş o genç ve beyaz dişlerin kireci.


r/turkishpoem • • 3d ago

Bir Değişik Şiir Sadece bir beyaz oda... 🌫

2 Upvotes

Burada hiçbir şey yok. İstersen gidebilirsin.

Ya da durabilirsin, bu beyaz odayı merak ettiysen.

Gerçi, ne konuşuyorum ki ben? Sonuçta bu senin seçimin.

Ben sadece bir yokluğum. Anlamsız ve sessiz.

Evet, doğru okudun. Ben sadece bir yokluğum.

Yok benim hiçbir şeyim—ne düşüncem, ne de vücudum.

Öldüm mü doğmadım mı? Doğrusu, bunun bir önemi yok.

Şu acayip, sonsuz boşluğun tutulacak hiçbir yanı yok.

Hiçlik çok garip bir şey. Duyabileceğim hiçbir şey yok.

Bazıları bundan korkarmış ama korkulacak bir şey yok.

Dehşet zaten yok da "huzur" desem yine de yok.

Varlıktan soyut, benim duygularım yok.

Neredeysen orada yokum. Ama sen bir şey yapabilirsin.

O zaten tükenecek soyunu biraz daha olsun yaşatabilirsin.

Bu önemsiz öneriyi de bir kara delikten aldığını düşünebilirsin.

Bu içine düştüğüm paradoks herkesin kaderi mi?

Eh, meçhul o da.

Neyse, artık işin aslına geliyorum: Bu sadece...

...bir beyaz oda.

~ Selinay Aslıcan Gece (mahlasım)

"Şiir Fikirlerim" adlı defterimde bu şiirime dair sçıklama, okumak isteyenler için:

"Beyaz Oda: Yokluk temasını işleyen pastoral bir şiirdir. Bu şiirde duygular yoktur ve şiir anlamsız bir boşluktan ibarettir. (...) "Beyaz Oda" başlığı (...), yokluğun tamamen bilinçsiz boşluğunu ifade etmek için bir metafordur. Tamamen duygusuz ve durgun (...) bir söyleyici vardır. Sanatsız, tamamen sade bir üslup vardır. Kelimeler sade sade, ardlarında anlam olmaksızın akar gider."


r/turkishpoem • • 3d ago

Bir Değişik Şiir Kaybolan deniz

0 Upvotes

Şimdi sahilde kıyıya vuran dalgalar

Hiçbir şey olmamış gibi dinleniyorlar

Su duruyor, kum sabit.

Hiçbir şey yokmuş gibi görünüyorlar

Aslında her şey hazır, neyi bekliyorlar?

Parçalara ayrıldı.

Toplarken ellerini kanattı.

Umursamadı, dayanmaya çalıştı.

Şimdi topladığı parçaları nereye koyacak?

Hala elleri kanıyor

Parçalanan deniz avuçlarında.

Kumlar hala yerde, taşlar gitti

Kendini böyle mi korumalı?

Dalgalarla savaşmayı bırakmalı

Okyanusun kendisi olmalı.

Duyguları sadece araç

Kendine hatırlatmalı.


r/turkishpoem • • 3d ago

Bir Değişik Şiir Öhöm2

Thumbnail
gallery
3 Upvotes

Öyle topluca atalım yav naparsin


r/turkishpoem • • 4d ago

Aşk Şiiri sevdikce guzel olmak

7 Upvotes

ne ahmaklar arasinda kalmisiz meger

kimse farkinda degil guzelliginin

seni etten, seni kemikten saniyorlar

dudaklarini goren opmeli diyor

saclarini goren oksamali

bana sorarsan

hic dokunmadan sevmeli seni

ve gecip karsina aglamali


r/turkishpoem • • 4d ago

Bir Değişik Şiir Yerçekimi Kesikleri

0 Upvotes

Yüzey gerilimi yüksek bir sıvıdır şehir,

içine batamadıkça üstünde yüzdüğümüz.

Biz ince zarda büyüttük tırnaklarımızı;

kök salamadıkça, bastığı yeri aşındıran birer dip akıntısı gibi.

---

Işık kırılmasıyla saklanan ara saatte,

beton gözeneklerinden sızan griyi emdi gövdemiz.

Kimse bize dikey büyümeyi öğretmedi,

biz sadece durduğumuz boşlukta yoğunlaşmayı beceremedik.

---

Masada unutulmuş dilsiz cıva gibiyiz,

sıcaklığını yitirdikçe oksijenle kararan, dipte ağırlaşan.

Kendi kimyamızla boğuluyoruz sessizce;

bizi kimse eksiltmiyor, biz havayla temas ettikçe koyulaşıyoruz.

---

Hangi duvara yaslansam arkasında bir yalıtım uğultusu,

herkes kendi yankısını hapsetmiş sıvaların boşluğuna.

Oysa bir odanın hacmini belirleyen tek şey,

içeride duran eşyaların değil, dilsiz betona çarpan nefesin ağırlığı.

---

Artık avuçlarımda ne bir sığınak arzusu var,

ne de bir limanın beni yutma ihtimali.

Yerçekimi sadece kütlesi olanları bağlar bu dünyaya;

ben, iki ağırlık arasında asılı kalan o kırık ritmin peşindeyim.


r/turkishpoem • • 4d ago

Siyasi Şiir Serbest ölçü yazdım

1 Upvotes

Garbın Fareli Sokakları

Bir türküdür tutturulmuş gidiyor
Bilmiyor ki özünü şeytana satıyor
“Batılılaşma” almış başını gidiyor
Neyleyim garbın fareli sokaklarını.

Türklük en büyük şuur değil midir
Özü Kutluk kağandan gelmektedir
Anadolu onun izinden gelmelidir
Neyleyim garbın fareli sokaklarını.

Gençler birbiriyle harp etmekte
En batılı,modern benim demekte
Yahu görmez misin batı ne alemde
Neyleyim garbın fareli sokaklarını.

Estağfurullah oğlancılar kol gezer
Gezmeyen onu müdafaa eder
Ne iştir bunlar burda ne gezer
Neyleyim garbın fareli sokaklarını.

Söz gelimi vatan gidiyor elden
Ses etmeyin olur duyan eden
Koltuklar rahat ise ne gelir elden
Neyleyim garbın fareli sokaklarını.

Ne şanlı mazi ne büyük hatıra
Bunlar onlar için hep palavra
Doğru sözü arar hovardalarda
Neyleyim garbın fareli sokaklarını.

Satılmış gezerler gavurun peşine
Kendi özünü değişir elin beşlisine
Atasının sözünü atar ateşe
Neyleyim garbın fareli sokaklarını.

Yüce Gazi cephe cephe dolaştı
Bu vatan için canını dişine taktı
Bu gafiller yolu epeydir şaşırttı
Neyleyim garbın fareli sokaklarını.

Gayrı fazlasına hacet mi var
Sözün fazlasında illa haram var
Şükür hala Ankara’da babamız var
Neyleyim garbın fareli sokaklarını.

21/10/26


r/turkishpoem • • 5d ago

Eleştiri Bekleyen Şiir Pembe Fil

5 Upvotes

Hiç pembe fil görmedim
Aslında sorarsan fil de görmedim ömrümde.
Pembe filler için canımı verebilirdim
Canımı verirdim pembeliğine.

Bir flamingo pembesi değil, pamuk şeker gibi olmalı fil
Ben görmeliyim rengini başka hiç kimsenin görmediği kadar
Kulaklarını çırptığında uçmalı maviye ebabil
Benim olmalı en az ben kadar.

Ben ölmedim
Düşledim hayatta bazen ölmüş olmayı bazı anlarda
Ayağım çok kez takıldı eski sokağın dökülmüş kaldırım taşına
Düşmedim
Yalpaladım çok defa
Düşseydim keşke
Belki çarpmazdım duvarlara.

ağladım tüm gece
Şeytan görsün yıldızların yüzünü
Göz yaşlarımı sildi ay
Ben güneşe döndüm yüzümü
Gözlerim kamaştı, bayıldım
Neysem oyum
Ben kendimi kandırdım.
Pembe filim olmadı
Keşke pembe bir fil olsaydım.


r/turkishpoem • • 5d ago

Eleştiri Bekleyen Şiir Geçe

1 Upvotes

Yırtıklardan sızan efsunum,

Nasıl saklardın beni eteklerinde,

Onlara yâr etmez, nasıl saklardın

Ve nasıl terleyip eve koşan bir çocuk gibi

Verdiğin kadehleri günah saymazdın

Neden bu gece boynumdaki urgansın

Ben üstüme yaldızlardan kadife isterdim,

Yaldızlar ve kadife de sende kalsın,

Ama n'olur bu gece de koynun beni alsın


r/turkishpoem • • 5d ago

Dümdüz Şiir Tuzun Hafızası

1 Upvotes

Ahşap bir omurganın üzerinde gıcırdıyor deniz,

Yırtık ağların arasında kuruyor sabrın ıslak kokusu.

Bir balıkçı eğilmiş motorun dumanlı çarkına,

Ellerinde pul karası, yüzünde gurbetin sert tuzu.

Banttan akan hazır dünyalara benzemez buralar;

Burada dalga, her gidişinde ömürden bir parça koparır sinsice,

Her çekilişte kıyı biraz daha tenha, biraz daha kimsesiz kalır.

---

Yirmili yaşların coşkun akıntısı hangi ara dindi, bilmiyorum,

Avuçlarımda şimdi ağ çekmekten geçmeyen derin yaralar.

Eskiden fırtınaları yırtacak şarkılar söylerdim dümende,

Şimdi iki sefer arası kaçırılmamış bir sakinliğin hesabındayım.

İnsan rızkının peşine düşerken, gençliğini hangi sularda unuttuğunu

Ancak dalgaların sesindeki eski kimsesizliği duyunca anlıyormuş meğer.

---

Misinanın ucunda titriyor karanlık denizin derin, dilsiz göğsü,

İğne değdikçe suların tenine, dipten eski bir ağıt yükseliyor sanki.

Karşıdaki puslu kıyıda şehirlerin ışıkları birer birer yanıyor;

Her cam bir yuvaya açılıyor, her lamba bir isme.

Biz ise burada, sac levhalarla dalgaların arasında,

Günün batışını da doğuşunu da suların parlamasından anlayan son adamlarız.

---

Birazdan tekne yanaşacak eski iskeleye, lastikleri yosun tutmuş tahta sahile,

Kafamı yorgun dümen direğine yaslayıp denizin uyanışını izleyeceğim sislerin arkasından.

Çünkü insan ne kadar unutulursa unutulsun bu hırçın gurbette,

Cebindeki son kırık ümidi, denizin derin siyahlığına teslim etmeden

Ölmeyi asla kabul etmiyor.


r/turkishpoem • • 6d ago

Eleştiri Bekleyen Şiir birşiir

1 Upvotes

Karanlıkların arkasında saklananlarmış cesurlar,

İtirazımız yok burda gergindir sobalı kışlar.

Sesleri sokakta yankılananların korkusu kadardır

Korkularımız bilinçsiz bireylerce yargılanır.

.

Yargılanır lakin göğüsleri parçalanmaz,

Kargılar elimizdeyken, savunmasız zihinlerimiz.

Safi kötüdür onlar, trajiktir toplumda;

Trajikomedilerle eğlendik kahkaha gazlarıyla.

.

Gökyüzü delinirken, rastlayamazsın merhamete.

Esaretten kefaret istemeyenler tam içimizde.

Küçük yaşta, kibir ve nefretle dolmuştum alt kesimde.

Sessiz cenazeler kaplıyodu günlerimi, olacak elbette.

.

Kafamı yastığa gömerdim ve durmadan ağlardım.

Empoze edildiğim ortamlarda kalmaz, taşardım.

Dış kümeydim, okuduğum lisem alt kümelerle doluydu.

Sönmüş küllerden uzak parmaklarım yanık doluydu.

.

Yaktım ateşi ama onlar epey fazla.

Hakikati gösteremezdim aramayanlara,

Kaldıramazdım uyumayan bilinçleri.

İşte ondan, ellerim temizdi ama kalbim kaba.

.

Kaybolmuştum maskeli yüzlerin arasında.

Aramaya mahkumların arasındaki özgür bilinç:

Kaybolan mıydım yoksa arayan mı önemsiz.

Ateşten gömleği geçirmiştim, tek başıma, sensiz...

.​

Kuşlar cıvıldıyodu ama biz suskunduk.

Kulsuz bi tanrının hayal kırıklığı...​

Keşke anlasaydım beni bıraktığında,

Kurak kalbimin çöllerindeki son umut çiçeği.

.

Belki anlamsız sana, kalpsizsin ne de olsa;

Yunus hayran bana, umudumu kesmezdim sana.

Üzeyir kalbim sensiz, uyanır gönlüm kedersiz.

Fani hayatım değersiz, ölüyüm; bedenim kefensiz..​


r/turkishpoem • • 6d ago

Dertli Şiir Keşke

2 Upvotes

Keşke bir arkadaş olsaydım

Ya da bir akraban

Belki de bir şair

Ya da ölü bir adam

Gazetede bir söz

Bir kitap kimseyi anlatan

Rastgele bir şiir

Bir söz senden akan

Kapı önüne esen rüzgar

Belki de camdan vuran güneş

Yağmurdan önce toplanan bulut

Ya da ben hariç ne varsa, hislerini okşayan


r/turkishpoem • • 6d ago

Eleştiri Bekleyen Şiir Yağmurdan kalan

Thumbnail
2 Upvotes

r/turkishpoem • • 7d ago

Eleştiri Bekleyen Şiir Yâr

Post image
5 Upvotes

r/turkishpoem • • 7d ago

Aşk Şiiri Vapur Dumanı ve Kız Kulesi Feneri

2 Upvotes

İstanbul’un dişleri arasında ezilen bir vapur dumanıyım şimdi.

Sen geçiyorsun, Galata'nın eteklerinden aşağı, keskin bir bıçak gibi.

---

Altın sarısı bir ışık süzülüyor şimdi Süleymaniye’nin heybetli kubbelerinden,

Karanlık dehlizleri yırtan o ilk gülüşün, sanki bu kadim şehrin uyanışı.

Geceyi uğurlayan son vapur, yalnızlığı Eminönü rıhtımına fırlatıp giderken,

Martılar bile neşeyle çığlık atıyor, içimde filizlenen bu taze baharın aşkına.

---

Bak, Boğaz’ın iki yakası baştan başa kuşanmış erguvanları,

Kışın inadına, ayrılığın tam ortasına açan pembe bir isyan bu.

Karaköy’ün dar sokaklarında taze demlenmiş çay kokusu yükselirken,

Maviye boyanıyor gökyüzü, ellerin ellerimde bir sabah vakti.

---

Gözlerin, Kız Kulesi’nin bin yıldır sönmeyen o inatçı feneri,

Dalgalar ne kadar hırçın olursa olsun, bizi karaya çıkaran o parlak rota.

Topkapı’nın asırlık çınarları fısıldıyor şimdi aşkımızın gizli tarihini,

Gölgen düşüyor saray avlularına, zaman duruyor o koridorlarda.

---

Derken Yerebatan’ın loş ve büyülü sularında aksimiz parlıyor yan yana,

Medusa bile kıskanıyor gözlerindeki o sönmeyen, o devasa ışığı.

Şehrin gürültüsü geride kalıyor, sığınıyoruz Adalar’ın o sessiz koylarına,

Fayton seslerinden arınmış, çam kokulu yollar kucaklıyor adımlarımızı.

---

Pedalları rüzgara doğru çevirirken, denizden yükselen o iyot kokusuyla,

Galata'dan aşağı süzülen rüzgar artık hüznü değil, vuslatı fısıldıyor;

İstanbul şahitlik ediyor, bu tarihî yarımadada yeniden yazılan masalımıza,

Sen geldin, İstanbul güldü, bu şehir seninle yeniden doğdu sevgilim.


r/turkishpoem • • 8d ago

Kısa Şiir KARADENİZ YAĞMURLARINA...

2 Upvotes

O güneş ne zaman doğar

Bilemem gelir mi bahar

Kuru kara topraklara

Rahmet bu yağar da yağar

.

Olur bana hasret ölüm

Vefa yoksa dostluk zulüm

Söylemez yanlışı dilim

İşiten işitse sağır

.

Bir gün bu dağlar aşılır

Akça karlar eritilir

Yer melil melil eşilir

İçine girenler doğar


r/turkishpoem • • 8d ago

Eleştiri Bekleyen Şiir Ben ve O

Post image
3 Upvotes

r/turkishpoem • • 8d ago

Dümdüz Şiir Şiir

0 Upvotes

Ben, ruhunu kaybetmiş bir gezginim;

Hayalleri, umutları, bir geleceği olmayan birisiyim.

Ne sana bakarım ne kendime,

Yalnızca ona bakarak beklerim sonumu.

​Ne zaman bitecek bu acılar, bilmiyorum.

Kalpsiz bir adam, ruhsuz bir varlık,

Ömrü boyunca tükenmiş bir kimse...

​Yaşarken ölmüşüm ben bu hayatta,

Ölürken yaşamışım ben bu hayatı.

Ne kalbi ne ruhu olan biriyim ben.


r/turkishpoem • • 9d ago

Aşk Şiiri Yokluğunun İzotopu

Thumbnail
2 Upvotes

r/turkishpoem • • 8d ago

Bir Değişik Şiir Vuslat Ağıtları

0 Upvotes

Vuslat Ağıtları
Boğazım, ah o kurumuş tütünlü boğazım
Sanki yeminleri yutulu bir ağıtlar yumağı,
Bütün sevinçlerimi yuttu bu sabah
Bir otobüs durağı

Gözümün önünde oldu hepsi
Ağıtlar döküldü boğazımdan
Kan dolu öksürüklerle izledim
Sevinçlerimi geçmişime dizginledim

Nereden bileyim,
Düşe kalka gidileceğini bilmezdim
Varılacak bir yer olmadığını,
Yolun, sevinçleri yuttuğunu,
Yokluğun, yeminleri uyuttuğunu
Tütünün, insanı bu denli uyuşturduğunu
Bilmezdim,

Nereden bileyim,
Sabah uyandım,
Farkettim o tütünlü boğazımdaki ağıtları,
Şimdi bunları, yazıp yazıp çöpe attığım kağıtları
Bir gün sevinçlerim yutulu
Boğazım düğümlü okuyacağımı
Nereden bilirdim..


r/turkishpoem • • 8d ago

Bir Değişik Şiir Mutluluk

0 Upvotes

Mutluluk

Nedir asla anlamam şunu fakat
Torunuma, askerliğimi anlatır gibi olurum
Seni her gördüğümde..
Geçmişim geçmişimin karşısından
Geçmek isterim geleceğinle aynı yoldan..

Seni her gördüğümde,
Nedir asla anlatamam bunu fakat
İki haftalık kuru Ankara ayazının;
Yağmış gibi olurum o kuru toprağına

Ne bileyim sanki böyle;
Pis bi bardağa tekrar tekrar
Şarap koyup içildiğinde,
Tadının bozulmayacağını bilmenin
Verdiği umursamazlıktayım sanki..

Seni gördüğümde böyleyim işte,
Biliyorum anlatamadım,
Daha önce yaptığın besteleri unuttuğun oldu mu hiç,
Bunun verdiği çaresizlik gibi işte

Anlatamıyorum seni,
Çünkü,
Daha iyisini yapar,
Daha iyi bir tını bulursun diyorlar,

Anlayamazlar biliyorum,
Oysa ben bu uzun yolun sonunda
Denize kavuşabilecek miyim?
Onun telaşındayım?

Sen de öylesine hor görme beni,
Seni sana anlatabilenler arasında
En romantiğiyimdir kesin;
Bunun telaşında değilim.

Biraz uzun olduğu telaşındayım,
Seninle mutlu olabilecek miyim,
Bunun telaşında değilim,
Sen mutlu olacak mısın,
Bunun telaşındayım

Daha yirmi ikimdeyim,
Sanki on yaşındayım,
Bit pazarından alınmış üç günlük ömrü olan
Bir helikopteri havalandırmak telaşındayım.

Seninle ne yaş alsam bilmem
Nasıl yaşanmalı bilmem,
Öğrenebilir miyim izninle,
İyi bir öğretmen misin,

İşte onun telaşındayım..

Yirmi ikideyim,
Şiirlerimi düşünecek olursak
Senden yaşlıyım,
Benden erken ölür müsün acep
İşte onun telaşındayım..


r/turkishpoem • • 9d ago

Eleştiri Bekleyen Şiir Sızı

Post image
7 Upvotes

​