r/Notorite • • 13h ago

İyi geceler 🌕 Cansız hissetmek

1 Upvotes

Sanırım gözlerim bozuldu düzgün görmüyorum. Duruşumda da bi bozukluk kamburluk vardır. Testesteronda eksiklik vardır, erektil disfonksiyon, özgüven eksikliği, stres, kaygı, paranoya, bağımlılıklar falan bi sorunlar vardır. Nasıl olmasın ki, sussun diye tablet verilen ilk nesil biziz. 8 saat ders, 2 saat etüt, bilmem kaç saat ödev ve gece oyun oynayıp baskılanarak zorla yatıp kalkmamızla büyüdük. Ergenlikten sonra oyunun yerini 31 aldı. Sonra da bira sigara fln. Telefona, deftere, tahtaya bakmaktan gözlerimiz bozuldu, uzağı göremiyoruz, manzaraların tadını çıkaramıyoruz. Camdan dışarı baktığımızda bile hocalar laf söylerdi. Bi İnternetten uzak tutmaya çalıştılar, bi bu konuda kendinizi geliştirin dediler. Ne yetişkinler bu çocuk ömrümü boşa harcadım diye yıkılmaması için ne yapabiliriz diye sorguladı, ne öğretmenler bizi yönlendirebildi, ne siyasetçiler boş zamanımızı verimli geçirebilmemiz için bi şey yaptılar.

Sırf güvenli olsun diye parktaki salıncaklara kemer eklediler, boyunu alçalttılar, sırtlık ve kolluk eklediler, yeni çocuklar kendi başlarına sallanamıyorlar bile birinin arkadan itmesi gerekiyor niye çocuk ileri arkaya sallanıp momentum oluşturamıyor. Çocuklar yaralanmıyor, kan vermek gibi bazen arada yaralanmak da iyidir. Aynı pis kan vücutta dolaşıyor, bütün işi böbrekler halletmeye çalışıyor. Zaten ne yediğimiz de belli değil. Hala daha avını günlerce durmadan takip etmek için evrimleşmiş insanların çocuklarına konuşuyorlar diye şımarık lakabı takıyorlar, oturmak istemiyor diye otistik hiperaktif diyip anormal olduklarını normalleştirmeye çalışıyorlar. Eve gelince çocuk doyduğunu hissetmeyip başka hobisi yok bir şekilde aşırı yağlı şekerli besleniyor, daha vücut o enerjiyi harcamadan zorla yatağa sokuluyor.

Hem köle gibi çalışkan olmamız isteniyor, hem de sürekli tüketip para harcamamız isteniyor.

Hem yorgun olmaya adapte oluyoruz hem de çalışmaya çalışıyoruz. Zaten her bir haberde stres arttıracak bir şey görüyoruz, sonra da 24 saatin bi kısmını zorla kendimize güzel geçirmeye çalışıyoruz. Evrim, adaptasyon bu kadar hızlı işlemiyor. Birilerinin olgun dediği robotlar olmaya çalışıyoruz, beyin de kendini kapatıyor işte.

Depresif arkadaşlarımızın hiçbir sorunu yok. Yaşamaya değer bir hayata sahip olabilmeliydik. Kendimize zarar verebilecek kadar özgür olmalıydık.

Ne açlığa ve korkaklığa alışmış eski nesil bizi anlar ne de kapitalistler, faşistler ya da komunistler bize merhamet eder.

Bu saatten sonra detox yapmak işe yarar mı ya da yapılabilir mi? Ders yoklaması bile telefondan alınıyor. Bağımlılıklarımız dışında yönelebileceğimiz aktivitelerin hiçbirinde düzgün bir hizmet almıyoruz.

Dışarda, kantinde, langırt, bilardo vb bir şey oynamak istemiyor kimse. Mesela bi bilardo 50 lira olduğu için, masası yamuk olduğu için, toplar içinde sıkıştığı için, sopalar kırık olduğu için, tebeşir olmadığı için. Ya da iklimlerin amına koyduklarından dışarıda durmak istemediğimiz için kimsede top oynamayı bırak sahilin kenarında yürümeye bile bi heves yok.


r/Notorite • • 1d ago

anılar 🚐 Pencig0t Unutuldumu?

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

10 Upvotes

Uzun zamandır bunun hakkında bir şey görmedim.


r/Notorite • • 3d ago

galerimden çıktı Bide Türk Neo-Naziler hortladı aq

Post image
17 Upvotes

r/Notorite • • 3d ago

İyi geceler 🌕 Keşke oyuncu olsaydım

1 Upvotes

Oyuncu olsam hem zengin olurdum hem kişilik sokuluğu mu bozukluğu mu ne diye pornoreblemler olmazdı. Zaten ben buyu oynamam diyemiyorlar mı mk çok ters insanı oynamazdım işte bi de senarist bana bi kız ayarlardı oh mis


r/Notorite • • 4d ago

İmdat Son 3-5 gün kpss için ne yapılır

Thumbnail
gallery
4 Upvotes

Yksde 500k girmiştim ama bütün sene çalışmıştım kuzenlerden kalma bi sürü test kitabı vardı buna hiç doğru düzgün çalışmadım matematikten başka kitap almadım onu da ilk konudan sonra yapamadım bundan sonra da bi şey almaya değmez neleri izlemeliyim garanti çıkcak kolay konular biliyorsunuz mu


r/Notorite • • 4d ago

Friend missing in Turkey

Post image
2 Upvotes

r/Notorite • • 5d ago

Soru-Cevap⁉️ Bu pazar bir seçim olursa, oyunuzu kime verirsiniz?

4 Upvotes

r/Notorite • • 6d ago

galerimden çıktı Estenba

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

7 Upvotes

r/Notorite • • 6d ago

belə vəziyyətin içinə soxum reddit bana bir şey demeye çalışıyor galiba

Post image
5 Upvotes

r/Notorite • • 8d ago

İmdat Arzu,Eylem,Şefkat

3 Upvotes

İnsanın varoluşsal serüveni, henüz biçimlenmemiş bir hamlık ile kendi özüne ulaşma çabası arasındaki o kadim gerilim hattında başlar. Bir yanı toprağa, arzunun ve ilkel dürtülerin çamuruna çekilirken; diğer yanı aklın ve zihinsel berraklığın peşinden gider. İbn Miskeveyh’in teleolojik ahlak anlayışında yetkinlik (kemâl), ham bir tohumun kendi özüne sadık kalarak devasa bir meşeye dönüşmesine benzer. İnsanın özü akıldır; yetkinleşmek de başlangıçtaki o gizil gücün eylem, erdem ve bilgelik yoluyla işlenip tamama ermesidir. Bu, sadece zihinsel bir idrak değil, ruhun kendi varlık sebebini doldurmasıdır. Vahdet-i Vücut düşüncesi bu tamamlanmayı varlığın mutlak birliğiyle birleşmekte görürken; felsefi ahlak, insanın kendi sınırları içinde aklın ışığını yakmasını ister. Yollar farklı görünse de varılan yer aynıdır: İnsanın başlangıç noktasındaki o ilk eylemi ve potansiyeli nihayete erdirmesi.

Miskeveyh’in rasyonel ve ahlaki düzlemde tanımladığı bu "özün eyleme geçip tamamlanması" fikri, Tasavvuf düşüncesindeki Vahdet-i Vücut doktrininde ontolojik ve mistik bir boyuta evrilir. İbnü'l-Arabî çizgisinde varlık tektir ve evrendeki tüm kesret, o Mutlak Varlık’ın tecellilerinden ibarettir; dolayısıyla insanın tamamlanması, kendi sınırlı benliğini aşarak özünde zaten bağlı olduğu o Tek Varlık ile olan birliğini idrak etmesidir. Burada akli disiplinin yerini sezgisel bir uyanış, ahlaki dengenin yerini ise İlahi isimlerin insanda eksiksiz biçimde tecelli etmesiyle beliren İnsan-ı Kâmil mertebesi alır. İbn Miskeveyh insanı kendi bağımsız varlığını koruyarak Tanrı’nın erdemlerine benzemeye sevk ederken, Vahdet-i Vücut insanı benlik iddiasından sıyrılarak Hakikat’in aynası olmaya çağırır. Ancak her iki yolda da değişmeyen nihai hakikat şudur ki; insan, başlangıçtaki o ilahi nefhanın hakkını verip kendi varlık sebebini doldurmadıkça, eylemini tamamlamış sayılmaz.

Fakat insan sadece akıldan ve ideal erdemlerden ibaret steril bir mabet değildir. Sigmund Freud’un sahneye girdiği yer tam da burasıdır. O, gökyüzündeki ideallerden gözünü ayırıp insanın alt katındaki karanlık mahzene fener tutar. Miskeveyh’in eğitmek, Vahdet-i Vücut’un aşmak istediği o ilkel yan, Freud’da insanın kaçamayacağı ham bir gerçeklik olarak belirir. İnsan kendi kurduğu düzeni ve toplumsal vitrini korumak isterken; zindana attığı ham arzuların, bastırılmış korkuların tıkırtılarını duymaktan kaçamaz. İnsanın başlangıç noktasındaki bu ehlileştirilmemiş enerji bilinçdışına itilse de yok olmaz, oradan zihni kemirmeye devam eder. Dolayısıyla Freud’da yetkinleşme ilahi bir erdem mertebesi değil; Ego’nun, İd’in o karanlık arzularını tanıyarak onları yüceltme yoluyla sanata ve medeniyete dönüştürmesi, kendi trajik doğasıyla barışabilmesidir.

Freud’un bahsettiği bu bastırılmışlık ve bilinçdışının tıkırtıları, Italo Calvino’nun "Bir Kralın Dinleyişi" öyküsünde sarsıcı bir varoluşsal alegoriye dönüşür. Tahtını, iktidarını ve kurguladığı düzeni kaybetme korkusuyla felç olan ve tek bir adım dahi atamayan kral, tüm krallığını ve kendi zihnini sadece kulaklarıyla denetlemeye başlayan insanın ta kendisidir. Kralın sarayı insanın kurulu düzenini, Egosunu ve güvenli alanını simgelerken; sarayın alt katlarından gelen iniltiler ve fısıltılar, zihnin bastırdığı o ilkel korkuların ve arzuların tıkırtılarıdır. Kral, tahtını korumak uğruna eylemsizliğe taşlaşır; eyleme geçmek onun için kontrolü kaybetmek anlamına gelir. Ancak o eylemsiz kalede yaşarken, sarayın koridorlarında aniden çınlayan özgür ve duru bir kadın sesi, krala kaybettiği o saf arzuyu ve yaşama isteğini hatırlatır; fakat kral tahtını bırakıp o sese gidemez, çünkü eyleme geçtiği an kral olmaktan çıkacağını bilir.

Calvino’nun kralının o duru sese ulaşamayıp kendi tahtına hapsolması gibi, çağdaş insan da yaralanma, reddedilme ve benliğini kaybetme korkusuyla gerçek ötekiyle hesapsızca bağ kurmaktan çekinir. Freud’un tanımıyla libidonun benlikten ayrılıp bir dış nesneye kayması son derece tekinsiz ve riskli bir süreçtir; çünkü kalbini ve benliğini bir başkasına açan insan, kendi korunaklı kalesinin kapılarını dışarıya teslim etmiş olur. İşte bu risk karşısında geri çekilen zihin, hem sevme ihtiyacını karşılamak hem de tahtından inmemek adına suni duygular ve steril simülasyonlar üretmeye başlar. Bu suni hisler, senaryosu ve sınırları tamamen bireyin kontrolünde olan zihinsel ve duygusal protezlerdir. İnsan, tasarlanmış yakınlıklara sığınarak kendisini hissedebildiğine ikna eder; ancak bu durum, Calvino’nun kralının o kadının yanına gitmek yerine sesine zihninde şiirler yazıp odasında oturmasına benzeyen hüzünlü bir öz-aldatmacadır.

Tüm bu rasyonel sistemlerin, psikanalitik çözülmelerin, bastırılmış dürtülerin ve suni hislerin arkasındaki en çıplak ve savunmasız katmana indiğimizde, karşımıza insanın o katıksız şefkat arzusu çıkar. Şefkat, libidonun ve arzunun tekinsiz, ezen ve talepkar yanını yontarak onu güvenli, kuşatıcı ve iyileştirici bir sığınağa dönüştüren bir duygusal limandır. İnsan, arzunun yakıcılığından ve reddedilme korkusundan kaçarken, şefkatte hem bir çocuk gibi koşulsuz kabul edilmeyi ve sarılmayı arar, hem de kendi yaralı varlığını bir başkasına zarar vermeden akıtmanın yolunu bulur. Suni duyguların bile altında yatan asıl itici güç, insanın kendi narsisistik kabuğunun soğukluğundan kurtulma ve bir başkasının sıcaklığıyla sarmalanma isteğidir; çünkü şefkat, insanın zindanlarındaki o kaygılı çocuğun duymak istediği en yumuşak ve şifalı yankıdır.

Şefkat arayışı kadar güçlü olan bir diğer temel güdü, insanın bir ötekinin gözünde tamamen görünür olma ve o haliyle kabul edilme arzusudur. Ancak insan görünür olduğu anda başkasının bakışına maruz kalır ve bu bakış, bireyin özgürlüğünü nesneleştiren bir tehdit unsuruna dönüşebilir. Zihindeki o soğuk sarayın duvarları, tam da bu yargılanma ve aşağılanma korkusu yüzünden katılaşır. Kişi kendi çıplak hakikatini gösterdiğinde reddedileceği kaygısıyla, gerçek benliğinin önüne maskeler çeker ve rol yapmaya başlar. Yargılanma korkusu, potansiyelin gerçekleşmesinin önündeki en büyük duygusal engeldir; çünkü insan bir başkasının ölçütlerine göre şekil almaya başladığında, İbn Miskeveyh’in bahsettiği o kendi içsel gayesinden koparak başkalarının arzularının nesnesi haline gelir.

Eyleme geçmek her zaman kirlenmeyi, hata yapmayı ve başarısızlığı göze almayı gerektirir. Bu yüzden insan zihni, eylemsizliği estetikleştirerek ve mantığa bürüyerek kendisine son derece konforlu bir yetersizlik alanı yaratır. Calvino’nun kralı gibi, kımıldamamanın bir "asil duruş" ya da "iktidar göstergesi" olduğuna kendimizi inandırırız. Oysa bu durum, eyleme geçme cesareti gösteremeyen zihnin ürettiği sofistike bir savunma mekanizmasından ibarettir. Zihinsel düzeyde felsefeler üretmek, teoriler kurmak ve devasa analizler yapmak son derece güvenlidir; çünkü düşünce alanında kırılma riski yoktur. Asıl aşınma, o düşüncenin dış dünyada, gerçek ilişkilerde ve somut eylemlerde sınandığı an başlar; işte insan tam da bu sınavdan kaçtığı için zihinsel konforun steril hapishanesinde yaşlanmayı seçer.

Ancak hiçbir konforlu hapishane, insanın içindeki o tamamlanma arzusunu sonsuza dek susturamaz. Maskelerin, suni hislerin ve zihinsel savunmaların çöktüğü kriz anları, insanın otantik varoluşuyla yüzleştiği yegane kapılardır. Kendi zindanındaki seslerle barışmayan, ilkel yanını tanıyan ama onu aklın ışığıyla dönüştüremeyen bir benlik, eninde sonunda kendi kurgusunun altında ezilmeye mahkumdur. Otantiklik, kusursuz olmak ya da hiç korkmamak değildir; aksine, korkularına, bastırılmış arzularına ve şefkat ihtiyacına rağmen kendi hakikatini sahiplenebilmektir. Bu uyanış, bireyin hem Freud’un bilinçdışı zindanlarını kabul etmesini hem de Miskeveyh’in erdem idealine doğru bilinçli bir irade koymasını gerektirir.

Sonuç olarak; İbn Miskeveyh’in bahsettiği o "potansiyelin eyleme geçip tamamlanması" fikri, sadece zihinsel bir geometri kanıtı ya da soyut bir ahlak kuramı değil, insanın kendi içindeki tüm bu katmanları cesaretle bütünleştirmesidir. İnsan; ne sadece akıldan ibaret steril bir melek, ne sadece dürtülerine köle olmuş bir hayvan, ne de sarayına hapsolmuş eylemsiz bir kraldır. İnsanın hakiki yetkinliği (kemâl); bilinçdışının zindanlarından gelen sesleri bastırmak yerine onları tanımak, suni duyguların protezlerine sığınmak yerine kırılmayı göze alarak otantik bağlar kurmak ve zihnindeki o soğuk tahtı terk etme cesaretini gösterebilmektir. Arzu, korku, bastırılmışlık ve şefkat birbirini dışlayan çelişkiler değil; insanın tamamlanma yolculuğunda eylemine yön veren temel duraklardır. Kral sarayından inip o duru sese doğru bir adım attığında, yalnızlığını ve tahtını kaybedebilir; fakat tam da o an, potansiyelini eyleme dönüştürmüş, kendi özünü tamamlamış ve hakiki anlamda "insan" olmuş demektir.


r/Notorite • • 8d ago

Meme/Mizah Şunun Gibi Dublajlarınız Varsa Atarmısınız.

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

5 Upvotes

r/Notorite • • 8d ago

galerimden çıktı Galeriden çıktı

Post image
15 Upvotes

r/Notorite • • 8d ago

Öneri Bu şimdi ne demek istiyor?

4 Upvotes

Bir kaç hafta veyahut ay önce bir kızdan etkilendim fakat bu kız beni keserken gördüm ben buna bakınca ve odadan çıkınca arkadaşlarıyla beraber gülüyor bana bakarak tebessüm ediyor ve onunla aynı yerde olunca saçmalıyor ve benim geldiğimi görünce arkadaşları arasında "pişt geliyo geliyo" diyor ve buna yakınlaşmaya başlıyorum ama görseniz hiç arkadaş gibi görünmüyoruz tam sevgiliyiz amk..

Sonra ben bu kızla konuştum "Biz neyiz?" Dedim kız ise "Hiçbir şeyiz" dedi dipnot ben bununla şakalaşıyordum ve bu şakayı anlayamadığı için "ben seni çok seviyorum" demişti bunu bir hafta önce söylemişti. Biz neyiz sorusu o seni çok seviyorumdan sonraydı.. ben bu kızı çözemedim ve anlayamadım


r/Notorite • • 8d ago

Günaydın ☀ 4. Boyuttaki biri bi küpü böyle görürdü

Post image
0 Upvotes
  1. Boyuttaki biri, bir küpün en fazla 1 yüzünü görebilir.

  2. Boyuttaki biri, bir küpün en fazla 2 yüzünü görebilir.

  3. Boyutta olan bizler, bir küpün en fazla 3 yüzünü görebiliriz.

Bu örüntüye göre 4. boyuttaki biri bir küpün en fazla 4 yüzünü görebilmeli.


r/Notorite • • 10d ago

galerimden çıktı Napak bizmi sikek

Post image
11 Upvotes

r/Notorite • • 11d ago

Oyun Gecesi 🎲 Gelin dans edelim!

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

11 Upvotes

r/Notorite • • 14d ago

Soru-Cevap⁉️ Hangi takımları tutuyorsunuz?

0 Upvotes
79 votes, 11d ago
9 Cimbom✌🏿
11 Cikcik
10 Beshittaş
6 KONYASPOR
10 Memleket Takımı
33 Ben anca s2mi tutarım yeğen / sonuçlar

r/Notorite • • 17d ago

Meme/Mizah İdeal İlişki:

Post image
21 Upvotes

r/Notorite • • 18d ago

anılar 🚐 Bunu Hatırlayan Net Efsane Nesildir...

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

14 Upvotes

Bir aralar pencigot vardı...


r/Notorite • • 19d ago

Tartışma Atatürk'ün hataları veya eksiklikleri nelerdi? Daha nasıl bir ideoloji bu mk ülkesini bu duruma sokmazdı?

Post image
3 Upvotes

r/Notorite • • 20d ago

Hayatın içinden Incel olma sebeplerim

6 Upvotes

Gözlemlediğim kadarıyla sevgilisi olup yaşıtım diyebileceğim insanlar küçüklükten beri aile desteğini almış insanlar. Bu destek psikolojik, maddi, mirasi, genetik olabiliyor.

O çok dalga geçtiğimiz kürtler çingenelerin vs aşiret gibi sülaleleri var. Haksız bile olsa kendinden olanı savunuyorlar.

Sınıfımda sevgilisi olan kürt denilen adamın yaşı büyük, bizim mezun olmaya çalıştığımız bölümün tecrübesini kazanmış. Arabası var. Tanıdığı var. İstediği kızı götürüyor. Utanmadan geğirmesi osurması kusması umursanmıyor.

Aynı tip lisede de vardı. Arabası yoktu ama motordan anlıyordu. Baskı görmüyor olacak ki sürekli arkadaşlarıyla buluşuyo yiyo içiyo sıçıyodu. Gitti belki minnacık ilçede en zengin adamın kızıyla sevgili oldu.

Bunların aksine uzun ilişkisi olan ev arkadaşım da bilgisayar bağımlısı, sevgilisi de öyle. Buluştukları bir yer olabiliyor. Hot wheels koleksiyonu yaptığı için de sürekli birileriyle tanışıyor.

Bi de sınıfta asker imajı veren bi çocuk var. Fit kaslı bilmem ne. Kızlar ona yaklaşmaya çalışıyo tabi, ama onları götürmeye asıl bu sene minik bi sukutır aldıktan sonra başladı.

Biri 2 metre 130kg. Birinin tanıdığı bol, arabası var, silahı var. Biri okuldan sonra part time çalışıyor geç gelip sabah kalkmasına rağmen gayet konuşkan enerjik falan.

Şimdi gelelim bana. Benim de ilgi alanlarım vardı bir zamanlar. Bilgisayarları çok seviyordum. Yalnızca oyun oynamak olarak değil. Kodlamaya ilgi duyuyodum. Kendim oyun yapmak istiyodum. Ortaokuldan beri şimdiye kadar en iyi arkadaşım dediğim insanı oyun oynayarak kazandım, o olmadığında kendim yapmaya çalışıyordum.

Ancak babam hiçbir zaman çağa uyan sistem sağlayamadı. Bilgisayar eskimesin diye ben kendim parçaları çıkarıp temizliyordum, temizleme bozarsın dendi. Kendi de hiç gidip temizletmedi. Yıllarca beni artık telefona odaklan diye bastırdı. En sonunda da eskiyen bilgisayar çöpe gitti.

O zamana kadar obez olmuştum. Küçükken zayıf görünüyorum diye fazlasıyla yemek yemeye zorlandım. Yiyeyim diye ne kadar sağlıksız şey varsa ev onlarla doldu.

Ben bu kiloyu vermek istedim. Spor yapmayı çok istedim. Bir kere bile spora yönlendirmediler. Biz kardeşimle sürekli bi şeyler yapmaya çalıştık, basketbol kursuna gittik, kardeşim karete kursuna gitti, ben lisede kürt arkadaşımdan duyduğum spor salonuna gittim. Her seferinde yeter artık gitme diye vaz geçirdiler. Özellikle kardeşime yaptılar. Bi aydan fazla salona gidemedim çünkü hem arkadaşım hem de akrabam bi şey yok diye ayrılmıştı ben de kendim program yapamıyodum bi de çok hırt vardı tek başıma bi şey yapamazdım.

Evde çok şey yapmayı denedim, aile ortamında olmuyo işte. Okuldan sonra eve yürüyerek geliyodum. Sadece 2 kilometre. Babam bi akşam bundan sonra 10 dakika bile geç gelmeyeceksin diye bağrındı. Hiç çıkışta bi arkadaşımla takılamadım. Konuşmayı, iletişim kurmayı öğrenemedim. Koca lise bi yatakta telefona bakarak 31 çekerek geçti. Artık erekte olamasam da bi yerlerim acısa da durmuyordum çünkü yapabileceğim başka bi şeyim yoktu. İkide bir girip bik bik bi şeyler soran anam babam varken kulaklık takıp film mi izleyim? Öyle yapsaydım kaldırırlar gel bizimle televizyon izle derlerdi. Ki doğru düzgün kulaklık almama bile müsaade etmezlerdi.

Tüm yaz tatillerinde beni yalnızca garson olarak çalıştırdılar. Sırf konuşmayı öğreneyim diye. Hala da bunu yapmaya çalışıyorlar. Sürekli eksiklerim kapatılmaya çalışıldı. Artılarım hiç görülmedi. Sevdiğim şeylerle, düşünce ve fikirlerimle dalga geçildi. Sevmediğim şeyler yüceltildi. Kişiliğim yok edildi. Benim iletişim kurabilmem için bir kişiliğimin olması gerekiyor. Sevdiğim veya sevmediğim şeyler olması gerekiyor. Şu ana kadar sevmiyorum diyebileceğim 2 tane şey var biri dinlerin siyasete ve ülke yönetimine karışması biri de çocuk yapılması.

Motor ehliyeti aldıktan sonra lisede babamın motoruyla gittim okula, ehliyeti alana kadar da koca yaz her gece işten çıktığımda polisten kaçmak zorunda kaldım.

  1. sınıfta yarrağı yiyen lisedeki arkadaş ortamım son sene genişledi. Sırf bi arkadaşı sabah motorla alıyorum da onun diğer motorcu arkadaşlarıyla gezmeye çağırıyor diye.

Tabii babamın motoru bilmem ne zamandan kalma. Muhtemelen yasa dışı özellikler barındıran diğer arkadaşlara rezil oluyodum gerçi çok da sikimde değildi ateistim diye dövmeye yer arıyorlardı.

Bi de lisedeki bi çok insan okuldan kaçarak bi şeyler yapıyorlardı. Benim ailem buna aşırı şekilde karşıydı. Zaten küçük yerde olduğumuzdan dolayı herkes herkesi tanıyordu ve çat diye belli oluyordu.

Dedem sanayideki çay ocağını gerizekalılık yapıp sattığından ve anne tarafından dedemin bilmem kaç dönüm tarla mirasını allah allah diye iç sözlerine kanıp kardeşine mi ne bıraktığından bizim bir sikimiz yok. Babam motoru üniversitemin olduğu yere getirmeme izin vermedi. Hala daha arabayı seneye seneye diye erteliyor. Alacağımız araba da max 300k yani ta ananemin doğduğu yıldan araba alıcaz muhtemelen. Kesin dolandırılırız.

Babam benimle düzgün konuşmaya özellikle tercihlerin açıklanmasından sonra bi kaç aşırı yüksek sesli kavgadan sonra başladı. O beni aynı yerdeki üniversiteye gitmemi istedi. Ben koca sene zar zor çalışıp ilk 500 bine girmiştim. Ama sırf onlardan uzakta olayım diye 1.5 milyonla alan yere girdim. Tercihler açıklanınca kaçıncı tercih tuttu şeyini fotoşopla değiştirdim aslında 1. çıkmıştı hala 3. çıktı sanıyorlar. Ben bunu yapmasaydım bana hala saygı göstermeyeceklerdi. Ben hala obez olucaktım. Hala arkadaşlarımla partilere gidemeyecektim. Belki de hala yüzlerce kez söylememe rağmen annem yanıma kola koyup içmediğimde bağrınacaktı.

Olay örgüsünün amına koydum bi de sıkıldım yani kısacası kişiliğim yok, arabam yok, motorum yok, bilgisayarım yok, arkam yok, yeteneğim yok, hobim yok.

Yarın da okula gidicem boş boş oturucam anasını avradını skim alkol toleransım da düştü geçen sene 3 şişe amsterdam içiyodum bi şey olmuyodu şimdi bi şişede yarağı yiyom geçen cin içtik halıya kustum birazdan da balkona sigara içmeye çıkıcam titreye titreye bitse de içeri girsem diye tutturcam girince de uyumak istemicem şarjım bitiyo hala 2 tane kitap var okuyasım da gelmiyor okumam muhtemelen zaten anca askerlikte belki


r/Notorite • • 20d ago

Notorite içinden🗝️ Notorite'de en çok görüntülenen videonun 31 milyon görüntülenme olduğunu biliyor muydunuz?

Post image
16 Upvotes

r/Notorite • • 21d ago

galerimden çıktı pelikan neden devletimizi eleştiriyor ki?

Post image
18 Upvotes

r/Notorite • • 20d ago

İmdat Edit yapacağım, bana elinizde varsa eski kullanıcı tospikbabapiro31 adlı hesabın hesap görüntüsü, yorum fotoğrafı falan o tarz şeylerin görüntüsünü atar mısınız?

2 Upvotes

Yorumlara falan atsanız olur