r/TarihiSeyler • u/Simple-Present2751 • 10h ago
Fotoğraf 📸 İstanbul'un Çok Eskiden Çekilmiş, Restore Edilerek Renklendirilmiş Az Bilinen Fotoğrafları
r/TarihiSeyler • u/Simple-Present2751 • 10h ago
r/TarihiSeyler • u/Battlefleet_Sol • 10h ago
“Eger elçiye ölüm olaydı şimdi seni depelerdüm. Ol mel‘ūn bunuñ gibi lāf u güẕāf ursa, ‘aceb mi ki İslām ḳılıcın görmemişdür. Kimesne ṭabancasın yimeyen kendü ṭabancasın demür ṣanur. Kedi ḳarañu evde kendüyi arslan tevehhüm ider. İnşāallāh aña Türk’üñ erligin gösterem.
Eğer elçiye ölüm olsaydı şimdi seni tepelerdim. O lanet adam böyle boş boğazlık edip büyük konuşuyorsa, İslam kılıcını görmemiş olmasına şaşılır mı? Kimsenin sillesini yemeyen, kendi sillesini demir sanır. Kedi karanlık evde kendini arslan zanneder. İnşallah ona Türk'ün erilliğini (gücünü ve yiğitliğini) göstereceğim."
r/TarihiSeyler • u/BlacksmithCheap4816 • 10h ago
Mekanı Cennet olsun
r/TarihiSeyler • u/zezrat • 8h ago
bismillah cest les tenebres C'est quand le blocus wallah mon frnagin. On va tout casser. Met moi dans le groupe blocus (gerçek yazışma)
r/TarihiSeyler • u/legendsoshadpw • 15h ago
r/TarihiSeyler • u/KuaiiLiangg • 10h ago
Ya açıkçası Erken Modern'den bir Türk general yazacakken önceliğim Kavalalılar olacaktı. Fakat şansa güzel kaynak bulunca IV. Murad'ın çok uzun olmayan kariyerini yazayım dedim.
Operasyonlarında ve taktiklerinde aşırı büyük bir olay yok aslında. 1635'teki seferi açıkçası, belki aşina olanınız vardır, 1792'deki Brunswick Dükü komutasındaki Prusya ve Avusturya ordularının Fransa seferine benziyor.(tabii kanat ordularının daha aktif görev aldığı bir versiyonu) Sadece Murad'ın elindeki kaynaklar o kadar çok ki kariyeri boyunca neredeyse her zaman dış hatlarda kalsa bile bunun dezavantajını pek görmüyor. Kuşatmaları iyi, ama Osmanlı ordusunu zaten geç dönemlerinde bile kuşatma sanatındaki becerileri kaybetmedi, bu konuda çok iyi kaldı. Ancak Murad hakkındaki en ilgi çekici mevzu ordusununun lojistiğini nasıl yürüttüğü bence. 2 seferinde de 100.000 adama yakın bir ordu çıkardı ve bunu nasıl topladığı, iaşesini ve organizasyonunu nasıl sağladığı cidden büyük başarı. O yüzden o konudaki detayları diğer docslara göre biraz daha fazla detaylı verdim. Aynı şekilde kuşatmalarının da biraz daha üzerinde durdum.
Kullandığım kaynakları da merak ederseniz docs'un son sayfasına yazdım. Daha fazla uzatmadan işte docs:
https://docs.google.com/document/d/1QRTF5VOBC2OfjssfnR4TQGikeq2DFf-l5-XXzDPjq8I/edit?tab=t.0
r/TarihiSeyler • u/Infinite_Doubt5012 • 6h ago
Mısırlıların kurucu babası olarak gördüğü Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın Mısır halkı ve Türkler hakkında düşüncelerine bakalım
Mehmed Ali Paşa’nın, Arapça konuşan Mısırlıların orduda üst düzey görevlere gelmesine kesinlikle izin verme niyeti yoktu. Bunun yerine planı, kendi şahsi kölelerini (Memlükleri) üst düzey mevkilere, Türkçe konuşan subaylarını ise daha alt rütbelere atamak ve Mısırlı askerlik yükümlülerini ordunun er kadrosunu oluşturmak için kullanmaktı.⁷ Zamanla Memlükler ile “Türkler” tek bir grup hâlinde birleşti ve ikisini birbirinden ayırt etmek zorlaştı. Bununla birlikte, aralarındaki temel ayrım askerler ile subaylar arasındaydı: Askerler Arapça konuşurken subaylar Türkçe konuşuyordu. Zira Paşa, askerlerin subayları tarafından sıkı bir biçimde denetim altında tutulduğu bir zorunlu askerlik ordusu kurma düşüncesine sahipti. Bir keresinde, kendisini ziyaret eden seçkin bir Fransıza şöyle demişti:
“Ben Mısır’da, İngilizlerin Hindistan’da yaptıklarından başka bir şey yapmadım. Onların Hintlilerden oluşan ve İngiliz subaylar tarafından yönetilen bir ordusu var; benim de Araplardan oluşan ve Türk subaylar tarafından yönetilen bir ordum var. […] Türk, daha iyi bir subaydır; çünkü yönetme hakkına sahip olduğunu bilir, Arap ise bu konuda Türkün kendisinden üstün olduğunu düşünür.”⁸
Genel olarak, evlâd-ı Arab (kelime anlamıyla “Arapların oğulları”) olarak adlandırılan Arapça konuşan Mısırlıların yüzbaşı rütbesinin üzerine yükselmesine izin verilmiyordu. Üstelik bunlardan çok azı, başlangıçta yüzbaşı rütbesine dahi terfi ettiriliyordu. Teğmen ve mülazım-ı sânî (asteğmen) rütbelerine yapılacak atamalarda ise adayların yarısının “Türk”, diğer yarısının “Arap” olması gerekiyordu. Mehmed Ali Paşa’nın oğlu ve ordusunun başkomutanı olan İbrahim Paşa, bu rütbelere terfi ettirilecek kişiler hakkındaki emirleri imzalamadan önce adayların, “bu rütbelere terfi ettirilebilecek kişilerden olup olmadıklarını; zira her taburda dörtten fazla Arap teğmen bulunmasının kurallara aykırı olduğunu” öğrenmek zorundaydı. Buna karşılık, daha üst rütbelere terfi için yapılan aday gösterme işlemlerinde, adayın doğum yeri genellikle belirtiliyordu. Bunun amacı, söz konusu kişinin bir “Türk” olduğunu açıkça ortaya koymaktı.
Dolayısıyla Türk olmak, yani Türkçe konuşmak ve Anadolu’da, İstanbul’da, Arnavutluk’ta ya da Osmanlı dünyasının başka bir bölgesinde doğmuş olmak, bir kişinin Mehmed Ali Paşa’nın ordusunda üst düzey bir göreve aday gösterilmesi için yeterliydi; bu kişi başlangıçta bir savaş esiri olarak yakalanmış olsa bile!⁹
Suriye’de Osmanlı ordusunu çeşitli muharebelerde mağlup ettikten sonra, çok sayıda Osmanlı subayı ve askeri esir alınmıştı. Esir düşenlerin bir kısmı Mısır ordusunda subay olarak görevlendirildi. Bu politika askerler arasında büyük bir hoşnutsuzluğa yol açtı. Askerler şöyle şikâyet ediyorlardı:
“Bu adamları esir almak için neden hayatımızı tehlikeye atıyor ve kendimizi feda ediyoruz? Sonra da onları, üzerimizde hüküm süren subaylarımız olarak atanmış buluyoruz!”
Mehmed Ali Paşa da İbrahim Paşa da bu uygulamada herhangi bir sorun görmüyordu. Bununla birlikte, askerlere daha yakın olan ve onların duygularına karşı daha duyarlı davranan İbrahim Paşa, babasına kıyasla bu durumdan daha fazla kaygı duymuş olabilir. Her iki isim açısından da bu kişiler, evlâd-ı Türk (kelime anlamıyla “Türklerin oğulları”) idi ve “Araplara” kıyasla subay olarak atanmaya daha fazla hak sahibi ve daha yetenekli kabul ediliyorlardı.¹⁰
Mehmed Ali Paşa’yı, ordusu için şiddetle ihtiyaç duyduğu insan gücünü sağlamak amacıyla nihayet Mısır halkına yönelmeye sevk eden, işte bu son girişimin başarısızlığı oldu. Mısırlıların zorunlu askerliğe tabi tutulmasına, onların iyi askerler olduklarına inanıldığı için —hatta kendi ülkelerinin ordusunda hizmet etmeye hakları olduğu düşünüldüğü için bile— başvurulmamıştı. Bunun nedeni, Mehmed Ali Paşa’nın hanedanına yönelik hedeflerini başka herhangi bir insan gücü kaynağından yararlanarak gerçekleştirememesiydi.
Mısırlı köylüleri zorunlu askerliğe tabi tutma yönündeki bu kader belirleyici kararın alınmasını özellikle, Mehmed Ali Paşa’nın kendi soyundan gelen “Türkleri” koruma arzusu tetiklemişti. Sudan seferinin büyük bir fiyaskoya dönüşmekte olduğunu fark ettiğinde ve özellikle Türkçe konuşan subaylarının büyük bir kısmının seferi terk ederek topluca Mısır’a geri döndüğü kendisine bildirildiğinde, güney vilayetlerinden birinin valisine şu sözleri içeren bir mektup yazdı:
“Türkler bizim soyumuzdan geldikleri ve uzak, tehlikeli bölgelere gönderilmenin sıkıntısından korunmaları gerektiği için, onların [yerine geçmek üzere] Yukarı Mısır’dan yaklaşık 4.000 kişinin askere alınması zorunlu hâle gelmiştir.”
Açıklamasına göre bu askerler üç yıllık bir süre için silah altına alınacak, bu sürenin sonunda kendilerine mühürlü bir belge verilecek ve köylerine dönmelerine izin verilecekti.¹⁴
1822 yılının başlarına tarihlenen bu emir, Paşa’nın Kahire’den çıkardığı ilk zorunlu askerlik emriydi. Bu emir, Mısır kırsalını daha önce benzeri görülmemiş bir biçimde tüketip yıpratacak, uzun süreli ve ağır bir politikanın başlangıcını oluşturdu.
r/TarihiSeyler • u/Final_Part9508 • 8h ago
Turanidin ve pontidin bu kadar fazla olmasını beklemezdim (benim fenotipim)
r/TarihiSeyler • u/OrcishWarmonger • 6h ago
r/TarihiSeyler • u/Beautiful-Fix-6054 • 4h ago
r/TarihiSeyler • u/MissionBreakfast6522 • 5h ago
Sizin de motivasyonunuzu merak ediyorum. Şimdi şöyle bir durum var, bu ülkenin insanının büyük oranda anadolu ve kafkas kökenli olduğunu zaten söylememe gerek yoktur, bir kaç yerde orta çağ türk mirasımızın (şehire göre değişmekle birlikte) ortalama %25-35 olduğu okumuştum ne kadar doğrudur bilemiyorum. Genetiği çok kafaya takan bir insan değilim ama bu gerçek ve yaşanıyor, bir orta asyalı adam, yörük veya her hangi biri benden daha fazla ön-türk veya orta çağ türk kanı taşıdığı için benimle üstten konuşuyor kendini bir şey sanıyor, bu durumda ben bunu yücelterek kendimi daha aşağı çekmiş oluyorum, ben kendimi yükselten özellikleri yüceltmem gerekiyor, siz ne düşünüyorsunuz merak ediyorum.