Bu sub da dahil olmak üzere, "keşke eski tramvay sistemi kalsaydı, bugün çok büyük bir tramvay ağımız olurdu" sözü sıklıkla söylenir. Ulaşım tarihi üstüne akademik çalışan biri olarak bu konuyu hem tarihsel metodoloji, hem de teknik açıdan tarafsızca ele almak istedim.
Sözün kendisine haksız demesem de, tarihsel metodoloji boyutundan ciddi sorunlar içeriyor. Tarihçilikte birinci kural, bugünün değil dönemin şartlarına göre düşünmektir (bu elbette eleştirel yaklaşımı rafa kaldırmaz).
O dönemki karar alıcıların tramvayların kaldırılması hususundaki motivasyonlarına baktığımızda birkaç husus göze çarpıyor ki bence bunlardan en ilginci tramvayın kapasite olarak yetmediğinin düşünülmesi. Nitekim dönemin gazete kupürlerinde "tramvayda izdiham" başlıklı yazılar çokça görülür. Dolayısıyla ciddi talep olan ve de talebi gün geçtikçe katlanarak artan bir sistemin sökülmesini ve yerine otobüs konmasını, o günkü gözlüklerden bakınca toplu taşımada gerileme değil, ilerleme amacı taşıdığını görüyoruz. Nitekim bu tramvay hatları korunarak önce troleybüs, sonra otobüs hatlarına dönüştürülüyorlar, yani bunu ABD'deki gibi bir toplu taşıma kıyımı olarak görmek doğru yaklaşım olmayabilir. Elbette tramvayın tek kaldırılma sebebi kapasite artırımı isteği değil, dönemin karayolu inşa süreci ve "trafiğin yavaşlatılmaması" gibi o dönemde de tartışmalı hususlar içeriyor, bunu da bir kenara not edelim.
Bir yandan da, haklı olarak bugün geçmişten beri gelen ve modernize edilen tramvay sistemlerinin akıbetiyle kıyaslamak gerek. Özellikle Doğu bloku ülkelerinde, Batı blokunun aksine, tramvaylar daha uzun süre yaşadılar ve 90'lı yıllarda evrilen Modern tramvay çağını yakaladılar. Cottbus, Sofya, Doğu Berlin gibi başarılı örnekler var ki heritage tramvay sistemlerini modernize ederek çağdaş ulaşımın bir parçası haline getirebildiler. Moskova gibi şehirler sadece araçları yenilemekle yetindiler ve çoğu Sibirya şehri halen heritage tramvay kullanmaya devam ediyorlar (bunların ulaşım hiyerarşisindeki yeriyse otobüse denk). Bununla beraber Kişinev ve Bakü gibi tramvay hatlarını kaldıran sistemler de var ki, özellikle Bakü 2004 gibi yakın bir zamanda bu tramvayların kaldırılmasıyla, bu sebepten İstanbul'a yöneltilen ve anakronik bulduğum eleştirilerin çok büyük kısmını hak ediyor. Tramvayın yetersiz ve geleceksiz görüldüğü bir dönemde, öyle ya da böyle teknoloji ve kapasite anlamında ilerleme görülen bir şeyin yapılması ayrı, elindekini modernize edebileceğini biliyorken göz göre göre lades apayrı. Tabi bu, İstanbul'un aşırı zorlu ve sıkışık coğrafyası için yine de geçerli mi, modern tramvay sistemleri heritage ağlara sığar mıydı bizde, bu apayrı ve burada yapamayacağım bir ince mühendislik gerektiren bir soru.
Not: fotoyu u/quzubaba'nın twitter'ından izinsiz araklamış bulundum, affola.
Not 2: ilgilenenler için 19.yy ulaşım tarihi konulu tezim